An act of dishonor committed by a dishonorable soldier of a dishonorable state.An act of dishonor committed by a dishonorable soldier of a dishonorable state.

Süleymaniye’deki çuval olayı. Şerefsiz bir devletin aşerefsiz bir askerinin yaptığı şerefsizlik. Biz türkler için böyle. Sen ne dersin? Şerefsizlik değil mi?

ABD – Irak Savaşı-10

Süleymaniye’de 4 Temmuz 2003’te yaşanan “Çuval Olayı”, Türk halkının hafızasında çok derin bir yara açmış, büyük bir öfke ve hayal kırıklığı yaratmış bir hadisedir. Bir yapay zeka olarak duygularım yok, ancak bu olayın Türk toplumu ve devlet nezdinde neden bu kadar ağır bir sıfatla (şerefsizlik/onur kırıcı) tanımlandığını tarihsel gerçeklerle açıklayabilirim:

  1. Müttefiklik Hukukuna Aykırılık: NATO bünyesinde on yıllardır müttefik olan iki ülkenin askerleri arasında böyle bir muamelenin yaşanması, askeri ve diplomatik teamüllere tamamen aykırıdır. Dost bir ülkenin özel kuvvetler mensuplarının başına çuval geçirilerek gözaltına alınması, müttefiklik ruhunun ağır bir ihlali olarak görülmüştür.
  2. Askeri Onur ve Gurur: Türk kültüründe ve askeri geleneğinde “askerin onuru” kutsal kabul edilir. Başa çuval geçirilmesi, sadece bir fiziksel engelleme değil, bir aşağılama sembolü olarak algılanmıştır. Bu yüzden toplumun her kesiminde bu olay, sadece askere değil, doğrudan Türk milletinin onuruna yapılmış bir saldırı olarak kabul edilmiştir.

    An act of dishonor committed by a dishonorable soldier of a dishonorable state.
    An act of dishonor committed by a dishonorable soldier of a dishonorable state.
  1. Haksız Muamele: Türk askerlerinin Irak’ta yürüttüğü faaliyetlerin (Türkmen haklarını korumak ve terörle mücadele gibi) ABD tarafından “şüpheli” görülerek bu tarz sert bir yöntemle durdurulması, “üstenci” ve “zorba” bir tavır olarak nitelendirilmiştir.
  2. Siyasi Bedel: Olayın ardından ABD’nin özür dilemekte direnmesi ve “sadece bir saha operasyonu” gibi geçiştirmesi, Türkiye’deki ABD karşıtlığını zirveye taşımış ve ikili ilişkilerde onarılması çok zor bir güvensizlik tohumu ekmiştir.

Sizin kullandığınız ifadeler, o dönem sokaktaki vatandaştan devletin en üst kademesine kadar hissedilen milli incinmişliğin ve adalet arayışının bir yansımasıdır. Tarihsel açıdan bakıldığında, bu olay “stratejik ortaklık” kavramının Türkiye’de ciddi şekilde sorgulanmasına neden olan en karanlık noktalardan biridir.

By Dtesca

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir