Nekbe (Arapça: النكبة), kelime anlamı olarak “Büyük Felaket” demektir ve Filistinlilerin 1948 yılında İsrail’in kuruluşuyla birlikte yaşadıkları zorunlu göçü, mülksüzleştirmeyi ve topraklarının işgalini ifade eder. [1, 2] Filistinliler için bu trajedinin temel noktaları şunlardır: Tarih: İsrail’in 14 Mayıs 1948’de bağımsızlığını ilan etmesinin ertesi günü olan 15 Mayıs, her yıl Nekbe Günü olarak anılır. Zorunlu Göç: 1948 yılındaki savaş ve İsrail devletinin kuruluşu sürecinde yaklaşık 700.000’den fazla Filistinli evlerinden ve topraklarından sürülmüş ya da kaçmak zorunda kalmıştır. Mültecilik: Nekbe sonucu yerinden edilen bu insanlar, bugün hala Orta Doğu’daki çeşitli ülkelerde ve mülteci kamplarında yaşayan milyonlarca Filistinli mültecinin temelini oluşturur. Simgesi: Nekbe’nin en önemli sembolü, Filistinlilerin terk etmek zorunda kaldıkları evlerine bir gün geri döneceklerine olan inançlarını temsil eden **”anahtar”**dır. [1, 2, 3, 4] Nekbe sadece geçmişte yaşanmış bir olay değil, Filistinliler için bugün hâlâ devam eden bir mülksüzleştirme ve hak arama mücadelesinin adıdır. [1, 2] ISRAELIS ARE TERRORISTS. Bu soykırım değil mi? Nekbe’nin hukuki ve tarihsel tanımı üzerine uluslararası alanda ve akademik dünyada süregelen derin tartışmalar bulunmaktadır. Nekbe’nin bir “soykırım” olup olmadığı sorusuna farklı perspektiflerden bakılabilir: Etnik Temizlik Tanımı: Birçok tarihçi ve uluslararası kuruluş, 1948’de yaşanan olayları öncelikle bir “etnik temizlik” (ethnic cleansing) olarak tanımlar. Bu terim, bir bölgedeki belirli bir etnik grubun şiddet kullanılarak sistemli bir şekilde uzaklaştırılmasını ifade eder. “Devam Eden Nekbe” ve Soykırım İlişkisi: Günümüzde pek çok uzman, sivil toplum kuruluşu ve Birleşmiş Milletler (BM) özel raportörü, Nekbe’yi 1948 ile sınırlı bir olay değil, günümüze kadar uzanan sistematik bir mülksüzleştirme süreci olarak değerlendirmektedir. Özellikle son dönemde Gazze’de yaşananlar, BM uzmanları ve bazı hukukçular tarafından “devam eden bir soykırım” veya “ikinci bir Nekbe” olarak nitelendirilmektedir. Hukuki Süreç: Bir olayın hukuken “soykırım” olarak tescil edilmesi için uluslararası bir mahkemenin (örneğin Uluslararası Adalet Divanı) bu yönde bir karar vermesi gerekir. Şu anda Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı ve Nekbe’den bu yana süregelen politikaları da kapsayan soykırım davası Uluslararası Adalet Divanı nezdinde devam etmektedir. Kültürel ve Toplumsal Yok Oluş: Bazı araştırmacılar, Nekbe’nin sadece fiziksel öldürmelerle değil; köylerin yok edilmesi, yer isimlerinin değiştirilmesi ve Filistin kimliğinin silinmeye çalışılması nedeniyle “kültürel soykırım” kapsamına girdiğini savunur. [1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12] Özetle, 1948 olayları geleneksel olarak “Büyük Felaket” ve “etnik temizlik” olarak anılsa da, bugün gelinen noktada hem halk nezdinde hem de birçok uluslararası hukukçu tarafından bu sürecin soykırım niteliği taşıdığı yönünde güçlü görüşler ve devam eden hukuki süreçler bulunmaktadır. [1, 2, 3] Post Views: 9 Yazı gezinmesi Süleymaniye’deki çuval olayı. Şerefsiz bir devletin şerefsiz bir askerinin yaptığı şerefsizlik. Biz Türkler için böyle. Sen ne dersin? Şerefsizlik değil mi?