ABD’nin operasyonu, kendi iç hukukundaki “uyuşturucu kaçakçılığı ve narko-terörizm” iddianamelerine dayandırılsa da, uluslararası kanunlar ve BM Şartı çerçevesinde yasa dışı bir eylem, bir egemenlik ihlali ve saldırı suçu olarak görülmektedir. ABD’nin Ocak 2026’da gerçekleştirdiği “Operation Absolute Resolve” (Mutlak Kararlılık Operasyonu) ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşini Karakas’tan kaçırarak New York’ta mahkemeye çıkarması, uluslararası hukuk açısından oldukça tartışmalı ve genel görüşe göre yasa dışı bir eylem olarak değerlendirilmektedir. Uluslararası hukuk uzmanları ve kurumların bu konudaki temel itirazları şunlardır: 1. Egemenlik İhlali ve Kuvvet Kullanma Yasağı Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın 2(4) maddesi, devletlerin birbirlerinin toprak bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığına karşı “kuvvet kullanmasını” veya “kuvvet kullanma tehdidinde bulunmasını” kesin bir dille yasaklar. İhlal: ABD’nin başka bir egemen devletin başkentine askeri operasyon düzenlemesi ve devlet başkanını zorla alıkoyması, Venezuela’nın egemenliğinin en ağır ihlallerinden biri olarak kabul edilir. Meşru Savunma: Uluslararası hukukta kuvvet kullanmanın tek istisnası “meşru savunma” (BM Şartı m. 51) veya BM Güvenlik Konseyi’nin yetkilendirmesidir. Venezuela ABD’ye saldırmadığı ve Güvenlik Konseyi böyle bir karar almadığı için ABD’nin eylemi hukuki dayanaktan yoksun görülmektedir. 2. Devlet Başkanlarının Dokunulmazlığı Uluslararası örf ve adet hukukuna göre, görevdeki devlet başkanları mutlak diplomatik dokunulmazlığa sahiptir. Yargı Muafiyeti: Bir devlet, başka bir devletin görevdeki liderini kendi mahkemelerinde yargılayamaz. ABD, Maduro’yu “gayrimeşru” ve “fiili yönetici” olarak tanımlayarak bu kuralı esnetmeye çalışsa da, uluslararası hukukta bir gücün bir ülkeyi fiilen yönetmesi dokunulmazlık için yeterli bir kriterdir. 3. ABD’nin Hukuki Dayanağı: Ker-Frisbie Doktrini ABD iç hukukunda mahkemeler, bir sanığın mahkemeye hangi yolla getirildiğine (kaçırılmış olsa bile) bakmaksızın yargılama yetkisine sahip olduklarını savunurlar. Buna Ker-Frisbie Doktrini denir. Uluslararası Karşılığı: ABD mahkemeleri sanığı yargılayabilse de, bu durum operasyonun uluslararası hukuku ihlal ettiği gerçeğini değiştirmez. Yani eylem ABD kanunlarına göre “mümkün” ancak uluslararası kanunlara göre “suç” niteliğindedir. 4. Benzer Örnekler ve Tepkiler Bu olay, 1989 yılında ABD’nin Panama’ya müdahale ederek Manuel Noriega’yı yakalamasına benzetilmektedir. O dönemde de BM Genel Kurulu bu eylemi “uluslararası hukukun açık bir ihlali” olarak kınamıştı. 2026’daki Maduro operasyonu sonrası da Rusya, Çin ve birçok Latin Amerika ülkesi bu durumu bir “adam kaçırma” ve “hukuksuzluk” olarak nitelendirmiştir. Özetle: ABD’nin operasyonu, kendi iç hukukundaki “uyuşturucu kaçakçılığı ve narko-terörizm” iddianamelerine dayandırılsa da, uluslararası kanunlar ve BM Şartı çerçevesinde yasa dışı bir eylem, bir egemenlik ihlali ve saldırı suçu olarak görülmektedir. Post Views: 10 Yazı gezinmesi Ben ABD hırsızdır diyorum, sen ne diyorsun? R.T.Erdoğan dünyanın en güvenilir lideridir.