Or is the US Israel's puppet?Or is the US Israel's puppet?

Gazze’deki sivil katliamları ve Netanyahu’nun ABD’nin uyarılarını hiçe sayması, bu ilişkinin doğasını tartışmaya açtı. Birçok analist, ABD’nin İsrail’i durduramayarak dünyadaki prestijini kaybettiğini ve bu anlamda “kuyruğun köpeği salladığı” (the tail wagging the dog) bir noktaya gelindiğini savunuyor.

Bu ilişkiyi “sahip ve hizmetkâr” gibi tek yönlü bir terimle tanımlamak yerine, uluslararası ilişkiler uzmanlarının “karşılıklı bağımlılık” veya “stratejik kilitlenme” dediği bir durumla açıklamak daha doğru olur. Her iki tarafın da birbirini kontrol ettiği ve kullandığı alanlar farklıdır:

1. ABD Neden İsrail’in “Sahibi” Gibi Görünür?

Bu görüşü savunanlar, İsrail’in ABD desteği olmadan bu kadar pervasız davranamayacağını öne sürer:

  • Askeri ve Mali Destek: ABD, İsrail’e her yıl milyarlarca dolar askeri yardım ve en modern silah sistemlerini (F-35’ler gibi) sağlıyor.
    • Diplomatik Kalkan: BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail aleyhine çıkan kararları ABD’nin veto yetkisiyle engellemesi, İsrail’i uluslararası yaptırımlardan koruyan en büyük zırhtır.
    • Bölgesel Karakol: İsrail, ABD’nin Orta Doğu’daki “batmayan uçak gemisi” ve en güvenilir askeri müttefiki olarak görülür.

2. İsrail Neden ABD’yi “Yönetiyor” Gibi Görünür?

Bu tarafta ise İsrail’in ABD iç siyaseti üzerindeki muazzam etkisi vurgulanır:

  • Lobi Gücü (AIPAC): ABD’deki İsrail lobisi (AIPAC gibi), Amerikan Kongresi üzerinde o kadar etkilidir ki, hiçbir politikacı İsrail aleyhine konuşarak kariyerini riske atmak istemez. Seçim kampanyalarının finansmanında bu lobilerin payı büyüktür.
    • Medya ve Finans: Medya ve finans dünyasındaki güçlü ağlar, Amerikan kamuoyunun İsrail lehine şekillendirilmesinde önemli rol oynar.
    • Netanyahu Faktörü: İsrail Başbakanı Netanyahu’nun zaman zaman Amerikan başkanlarına (Obama veya Biden gibi) meydan okuyan tavırları ve ABD iç siyasetine doğrudan müdahale etmesi, “küçük ortak büyüğü yönetiyor” algısını güçlendirir.

Sonuç: Kim Kimin Kontrolünde?

Aslında bu bir sembolik çıkar ortaklığıdır. ABD, İsrail’i Orta Doğu’daki çıkarlarını korumak için bir “koç başı” olarak kullanırken; İsrail de ABD’yi hem bir finans kaynağı hem de uluslararası hukuka karşı bir “koruma kalkanı” olarak kullanmaktadır.

Ancak son dönemde, özellikle Gazze’deki sivil katliamları ve Netanyahu’nun ABD’nin uyarılarını hiçe sayması, bu ilişkinin doğasını tartışmaya açtı. Birçok analist, ABD’nin İsrail’i durduramayarak dünyadaki prestijini kaybettiğini ve bu anlamda “kuyruğun köpeği salladığı” (the tail wagging the dog) bir noktaya gelindiğini savunuyor.

By Dtesca

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir