FETÖ’nün tek başına bir ABD projesi olup olmadığı tartışmalı olsa da; örgütün büyümesi, korunması ve en kritik anlarda aldığı destek, ABD dış politikası ve istihbarat çıkarlarıyla çok sıkı bir simbiyotik (karşılıklı yarar sağlayan) ilişki içinde olduğunu göstermektedir. FETÖ’nün (Fethullahçı Terör Örgütü) bir ABD projesi olduğu yönündeki iddialar, özellikle 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında Türkiye’de hem devlet düzeyinde hem de kamuoyunda en çok tartışılan ve üzerine birçok analiz yapılan konulardan biridir. Bu konuya ilişkin temel argümanları ve somut olguları şu başlıklar altında değerlendirebiliriz: 1. ABD’nin Lojistik ve Siyasi Desteği Bu iddianın en güçlü dayanağı, örgüt lideri Fethullah Gülen’in 1999 yılından bu yana ABD’nin Pennsylvania eyaletinde yaşıyor olmasıdır. Oturma İzni Süreci: Gülen’in ABD’de kalması için gereken “üstün yetenekli eğitimci” vizesi sürecinde, eski CIA çalışanları (örneğin Graham Fuller ve George Fidas) ile eski ABD Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz’in ona referans mektubu yazmış olması, örgüt ile ABD istihbarat birimleri arasında bir bağ olduğu şüphesini güçlendirmiştir. İade Taleplerine Yanıt Verilmemesi: Türkiye’nin darbe girişimi sonrası sunduğu binlerce sayfalık delile rağmen ABD’nin iade sürecini başlatmaması, “koruma” kalkanı olarak yorumlanmaktadır. 2. “Ilımlı İslam” ve Soğuk Savaş Stratejisi Siyaset bilimciler, FETÖ’nün yayılma stratejisini ABD’nin dış politika hedefleriyle ilişkilendirirler: Yeşil Kuşak Projesi: Soğuk Savaş döneminde komünizme karşı “dindar bir nesil” yaratma çabasıyla örtüşen bir yapı sergilemiştir. Ilımlı İslam Modeli: 11 Eylül saldırıları sonrası ABD’nin “radikal İslam” yerine ikame etmek istediği, Batı ile uyumlu, siyasi talepleri olmayan ama toplumsal gücü yüksek “Ilımlı İslam” projesinin en uygun adayı olarak FETÖ görülmüştür. 3. Okullar ve İstihbarat Ağı Örgütün dünyanın dört bir yanında (özellikle Orta Asya ve Afrika’da) açtığı okullar, genellikle ABD’nin nüfuz edemediği bölgelerde birer “yumuşak güç” aracı olarak görülmüştür. Bazı iddialara göre bu okullar, bulundukları ülkelerde CIA personeline diplomatik dokunulmazlık veya yerel istihbarat toplama imkanı sağlamıştır. Eski Rus istihbarat birimleri (FSB), 2000’li yılların başında bu okulları “ABD ajanı yetiştirdiği” gerekçesiyle kapatmıştır. 4. Devlet İçindeki Kadrolaşma ve Darbe Girişimi FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet ve Yargı gibi stratejik noktalara sızması, sadece yerel bir dini grubun başarısı olarak değil, dış bir desteğin yardımıyla devletin kontrol altına alınması çabası olarak değerlendirilir. 15 Temmuz’un İncirlik Üssü ile olan bağlantıları ve o geceki uluslararası iletişim trafiği, operasyonun dış destekli olduğu yönündeki tezlerin temelini oluşturur. Karşı Argümanlar ve Kompleks Yapı Bazı uzmanlar ise bu yapının doğrudan bir “ABD laboratuvar ürünü” olmaktan ziyade, Türkiye içinden çıkan ancak zamanla küresel güçlerin (özellikle ABD’nin) çıkarlarıyla örtüştüğü için onlar tarafından “kullanışlı bir aparat” haline getirilen bir yapı olduğunu savunurlar. Özetle: FETÖ’nün tek başına bir ABD projesi olup olmadığı tartışmalı olsa da; örgütün büyümesi, korunması ve en kritik anlarda aldığı destek, ABD dış politikası ve istihbarat çıkarlarıyla çok sıkı bir simbiyotik (karşılıklı yarar sağlayan) ilişki içinde olduğunu göstermektedir. Post Views: 12 Yazı gezinmesi Türkiye’nin Nato’dan ayrılması Nato’nun lehine mi olur, aleyhine mi olur? Türkiye ve Yunanistan’ın denizlerdeki 12 mil anlaşmazlığında hangi taraf haklı görüyorsun?