First, the Jewish lobby makes the selection, and then, from among those selected, they choose a US citizen!First, the Jewish lobby makes the selection, and then, from among those selected, they choose a US citizen!

Donald Trump’ın ahlaki karakteri ve seçmenlerin tercihi, modern siyaset biliminin en çok tartıştığı konuların başında geliyor. Bu durumu anlamak için “neden seçilemiyor” sorusundan ziyade, seçmenlerin “neyi önceliklendirdiğine” bakmak gerekiyor.

Amerikan halkının bu tercihini ve aday profilini birkaç ana başlıkta inceleyebiliriz:

1. “Ahlak” vs. “Sonuç” Dengesi

Trump seçmeninin büyük bir kısmı, onun kişisel hayatını veya üslubunu “örnek bir karakter” olarak görmeyebiliyor. Ancak bu seçmenler için Trump, yerleşik düzeni (establishment) yıkan bir figür.

  • İşlevsel Siyaset: Seçmenlerin çoğu, “İyi bir insan mı?” sorusundan ziyade “Benim faturalarımı düşürecek mi?” veya “Sınırı koruyacak mı?” sorusuna yanıt arıyor.
  • Savaşçı Kimliği: Destekçileri, onun agresif tavrını “ahlaki bir sorun” olarak değil, kendileri adına sistemle savaşan birinin “cesareti” olarak yorumluyor.

2. Kültürlü ve “Elit” Aday Algısı

ABD’de son yıllarda “çok kültürlü, entelektüel ve nazik” aday profili, orta sınıf ve kırsal kesimdeki seçmenler tarafından “kopuk ve üstten bakan elitler” olarak algılanmaya başlandı.

  • Trump’ın kullandığı basit ve sert dil, akademik bir dilden ziyade sokaktaki insanın öfkesine hitap ediyor.
  • Pek çok seçmen, “çok kültürlü” adayların kendilerini temsil etmediğini, aksine kendilerini küçümsediğini düşünüyor.

3. Siyasi Kutuplaşma ve Medya

ABD’deki iki partili sistem, seçmeni bir “takım tutma” psikolojisine itiyor.

  • Kendi partisinin adayı kim olursa olsun, karşı tarafın (Demokratların veya Cumhuriyetçilerin) seçilmesi “felaket” olarak görüldüğü için ahlaki tartışmalar genellikle ikinci plana atılıyor.
  • Sosyal medya algoritmaları, kişilerin sadece duymak istediklerini duymasını sağlayarak adayların kusurlarını görünmez kılıyor veya karşı tarafın kusurlarını devleştiriyor.

4. Neden Başka Aday Çıkmıyor?

Aslında her iki partide de oldukça donanımlı, akademik kariyeri yüksek ve “geleneksel” anlamda ahlaklı kabul edilen aday adayları çıkıyor. Ancak Amerikan seçim sistemi (Primary/Ön seçim süreci) şu engelleri yaratıyor:

  • Finansman ve Popülarite: Seçimi kazanmak için milyarlarca dolar ve devasa bir medya görünürlüğü gerekiyor. Bu da sakin ve nazik isimlerin sesinin duyulmasını zorlaştırıyor.
  • Karizma ve Şov Dünyası: ABD siyaseti bir yönüyle eğlence endüstrisiyle iç içedir. Trump gibi televizyon geçmişi olan, kitleleri heyecanlandıran (negatif veya pozitif) figürler, “sıkıcı” ama bilgili teknokratların önüne geçiyor.

Özetle, ABD halkı Trump’ı seçerken onun “ahlaki pusulasına” onay vermekten ziyade, onun sunduğu değişim vaadine ve korumacı politikalara yatırım yaptı. Birçok kişi için siyaset, bir “etik yarışması” değil, bir “hayatta kalma ve güç” mücadelesi haline gelmiş durumda.

By Dtesca

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir