Evet, İsrail yönetiminin ABD’yi İran’a yönelik askeri bir müdahaleye teşvik ettiği ve iki ülkenin bu konuda stratejik bir iş birliği yürüttüğü görülmektedir. Özellikle 2026 yılı başından bu yana gelişen olaylar, İsrail’in İran’ın nükleer programını ve balistik füze kapasitesini kendisi için “varoluşsal bir tehdit” olarak tanımladığını ve bu tehdidi bertaraf etmek amacıyla ABD’nin askeri gücünü devreye sokmasını desteklediğini göstermektedir. Sürece dair öne çıkan bazı önemli detaylar şunlardır: Ortak Operasyonel Planlama: Şubat 2026’da gerçekleşen hava saldırıları öncesinde, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ve ABD ordusunun tam koordinasyon içinde geniş çaplı taarruz planları hazırladığı bildirilmiştir. Stratejik Teşvik: İsrailli güvenlik kaynaklarının, ABD’li muhataplarına “gerekirse İran’a tek başına saldırabilecekleri” mesajını ileterek Washington üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edilmektedir. Saldırı Senaryosu: Politico gibi kaynaklara yansıyan stratejik değerlendirmelere göre; İsrail’in başlattığı bir saldırıya İran’ın misilleme yapması, ABD’ye “meşru müdafaa” hakkı tanıyarak Amerikan kamuoyunun desteğini alma planının bir parçası olarak görülmüştür. Güncel Durum: 11 Mayıs 2026 itibarıyla, Başkan Donald Trump, İran’ın saldırıları sonlandırmak için sunduğu yanıtı “kabul edilemez” bulmuştur. Bu süreçte ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 5 Mayıs 2026’da “Destansı Öfke Operasyonu”nun fiilen sona erdiğini duyurmuş olsa da bölgedeki gerilim devam etmektedir. [1, 2, 3, 4, 5] Özetle; İsrail, İran’ın askeri kapasitesini zayıflatmak için ABD’nin doğrudan müdahalesini stratejik bir gereklilik olarak görmüş ve bu yönde aktif bir diplomasi ile askeri hazırlık süreci yürütmüştür. Bunu yaparken İsrail Trump’a santaj yapmış olabilir mi? İsrail’in 2026 yılındaki İran saldırıları sürecinde Donald Trump’a şantaj yaptığına dair iddialar, özellikle Şubat ve Mart 2026 döneminde medyada geniş yer bulmuş ve ciddi tartışmalara yol açmıştır. Bu iddiaların temelinde, Jeffrey Epstein davasıyla bağlantılı gizli belgelerin İsrail istihbaratı (Mossad) tarafından Trump’ı savaşa zorlamak için kullanıldığı tezi yatmaktadır. Öne çıkan iddialar ve değerlendirmeler şunlardır: Epstein Arşivi ve Mossad Bağlantısı: Sosyal medyada ve bazı haber kaynaklarında yayılan iddialara göre; Mossad’ın elinde Trump’ı zor durumda bırakabilecek Epstein arşivi belgeleri bulunmaktaydı. Ocak 2026 sonunda ABD Adalet Bakanlığı tarafından milyonlarca Epstein belgesinin yayınlanmasıyla eş zamanlı olarak bu şantaj söylentileri zirveye çıkmıştır. Kirli Dosyalar İddiası: Güvenlik politikaları uzmanları, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun iç siyasetteki sıkışmışlığını aşmak ve ABD’yi kendi bölgesel ajandasına (İran’ın nükleer kapasitesini yok etmek gibi) çekmek için bu “kirli dosyaları” bir baskı aracı olarak kullandığını ileri sürmüşlerdir. Trump’a Yakın Kaynakların Savunmaları: Trump’a yakın bazı isimler (örneğin Candace Owens), İsrail’in Epstein dosyaları üzerinden tüm dünyayı ve ABD’li siyasetçileri savaşa sürüklediğini açıkça savunmuştur. Psikolojik Harp ve Dezenformasyon: Analizlere göre bu iddialar, savaşın bir parçası olan psikolojik harbin de unsuru olabilir. Bazı raporlar, şantaj iddialarının ABD’nin kredibilitesini sarsmak amacıyla İran veya muhalif çevrelerce köpürtüldüğünü belirtmektedir. Netanyahu’nun Yanıtı: İsrail Başbakanı Netanyahu ise bu iddiaları reddederek, Trump’ın kararlarını tamamen bağımsız bir şekilde ve Amerikan halkının çıkarları doğrultusunda aldığını ifade etmiştir. [1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8] Bugün (11 Mayıs 2026) itibarıyla, bu iddialar birçok uluslararası platformda CNN Türk, Sözcü ve A Haber gibi mecralarda tartışılmaya devam etse de, şantajın varlığına dair resmi bir kanıt sunulmamış, olay “stratejik bir şüphe” ve “komplo teorisi” düzeyinde kalmıştır. Post Views: 17 Yazı gezinmesi Gemini, ABD ile İran arasındaki savaşı kim kazandı? Gemini’nin CIA ve MOSSAD ile bir ilişkisi var mı?