ABD – Irak Savaşı-6 Uluslararası hukuk ve küresel siyaset açısından bakıldığında, ABD’nin Irak işgali konusunda herhangi bir resmi yaptırımla karşılaşmamış olması, uluslararası sistemdeki “güç dengesi” ve hukuki boşluklarla açıklanmaktadır. Uluslararası kuruluşların bu süreçteki rolünü ve neden bir işlem yapılmadığını şu başlıklarla özetleyebiliriz: 1. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM/ICC) Engeli Yetki Sorunu: ABD, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni kuran Roma Statüsü’ne taraf değildir. Bu nedenle UCM’nin ABD vatandaşlarını veya liderlerini doğrudan yargılama yetkisi bulunmamaktadır. Sınırlı İncelemeler: UCM Savcılığı, Irak’ta işlenen suçlara dair bir “ön inceleme” yürütmüş ancak 2020 yılında bu dosyayı kapatmıştır. Mahkeme, işlenen suçların “yeterli ağırlık eşiğine” ulaşmadığını veya ulusal otoritelerin (örneğin İngiltere) kendi iç soruşturmalarını yürüttüğünü gerekçe göstermiştir. [1, 2, 3, 4] 2. Birleşmiş Milletler (BM) ve Güvenlik Konseyi Veto Gücü: ABD, BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden biridir. Kendisine yönelik herhangi bir yaptırım veya kınama kararını veto etme hakkına sahiptir. Bu durum, BM’nin ABD’ye karşı cezai bir adım atmasını imkansız hale getirmektedir. Yasadışılık Beyanı: Dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 2004 yılında işgalin “uluslararası hukuka göre yasadışı” olduğunu açıkça söylemiştir ancak bu beyan sembolik kalmış, hukuki bir yaptırıma dönüşmemiştir. [1, 2, 3] 3. Savaş Tazminatı ve Sorumluluk Tazminatın Ters İşlemesi: İlginç bir şekilde, uluslararası hukuk mekanizmaları ABD’ye tazminat ödettirmek yerine Irak’ı tazminat ödemeye mahkum etmiştir. Irak, 1990’daki Kuveyt işgali nedeniyle Kuveyt’e 52,4 milyar dolar tazminat ödemiş ve bu ödemeyi 2022’de tamamlamıştır. Ayrıca 2011’de Irak meclisi, Saddam döneminde mağdur olan Amerikalılara 400 milyon dolar ödemeyi kabul etmiştir. ABD’nin İç Mekanizmaları: ABD’de sadece Abu Garib gibi skandallarda alt düzey askerler yargılanmış; George W. Bush, Dick Cheney veya Donald Rumsfeld gibi üst düzey karar vericiler hakkında hiçbir uluslararası veya ulusal dava açılmamıştır. [1, 2, 3, 4] 4. Alternatif Girişimler Irak Dünya Mahkemesi: 2003-2005 yılları arasında İstanbul dahil birçok şehirde düzenlenen “Irak Dünya Mahkemesi” gibi sivil toplum girişimleri, işgali bir “savaş suçu” olarak mahkum etmiş ve kanıtları kayıt altına almıştır. Ancak bu mahkemelerin yasal bir yaptırım gücü bulunmamaktadır. [1] Sonuç olarak, mevcut uluslararası düzenin “güçlülerin hukuku” üzerine kurulu olduğu eleştirisi, ABD’nin Irak işgali örneğinde en somut karşılığını bulmaktadır. Büyük güçlerin dahil olduğu çatışmalarda, uluslararası kuruluşlar genellikle “yaptırım uygulayan” değil, “insani yardım organize eden” veya “izleyen” bir pozisyonda kalmaktadır. [1, 2] Post Views: 14 Yazı gezinmesi Gemini; ABD, Demokrasi getiremedi, terörist de bulamadı, kimyasal silah da bulamadı. Şu durumda saydığın işgalin temel nedenlerinden geriye bir tek Irak’ın petrollerini çalmak kaldı. ABD 1 milyon kişiyi Irak’ın zenginliklerini çalmak için mi öldürdü? Peki bu duruma kendilerini büyük sanan, medeniyetin beşiği olarak gören İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda gibi ülkeler neden ses çıkarmamışlardır? Yoksa bu suça onlar da katılmışlar mıdır?