ABD – Irak Saaşı-5 ABD’nin Irak’ı işgal etme nedenleri arasında petrolün stratejik bir faktör olduğu hem akademik çevrelerde hem de kamuoyunda en çok kabul gören görüşlerden biridir. Ancak bu durumun “petrolü doğrudan çalmak” mı yoksa daha geniş bir “stratejik kontrol” mü olduğu konusu hâlâ tartışılmaktadır. Sizin belirttiğiniz çelişkileri ve “petrol” başlığını şu perspektiflerle analiz edebiliriz: Doğrudan El Koyma vs. Pazar Kontrolü: Savaşın ardından ABD, Irak petrollerini doğrudan kendi mülkiyetine geçirmedi. Petrol üretimi bugün hâlâ Irak Petrol Bakanlığı’nın kontrolündedir ve gelirler Irak bütçesine gitmektedir. Ancak uzmanlar, ABD’nin asıl amacının petrolü fiziki olarak çalmak değil, küresel petrol arzının güvenliğini sağlamak ve bu devasa kaynağın “Batı dostu” bir yönetim tarafından yönetilmesini garanti altına almak olduğunu savunmaktadır. Küresel Hegemonya ve Petrodolar: Bazı analizlere göre, Saddam Hüseyin’in petrolü dolar yerine Euro ile satma girişimi, doların küresel rezerv para birimi statüsüne (petrodolar sistemi) bir tehdit olarak görüldü. İşgalin, bu sistemin devamlılığını sağlamak için yapıldığı ileri sürülmektedir. Şirketlerin Rolü ve İhaleler: İşgalden sonra Irak’taki petrol ihalelerini sadece ABD’li şirketler kazanmadı. Hatta ironik bir şekilde, Çinli, Rus ve Avrupalı (BP, Eni, Lukoil) şirketler günümüzde Irak’ta ABD’li şirketlerden daha fazla petrol sahası işletmektedir. Yine de Halliburton gibi ABD merkezli hizmet devlerinin savaş sonrası milyarlarca dolarlık inşaat ve lojistik ihaleleri aldığı bir gerçektir. Finansal Kontrol: Günümüzde dahi Irak’ın petrol gelirleri, 2003’te kurulan bir düzenleme gereği New York Merkez Bankası’nda (Federal Reserve Bank of New York) toplanmaktadır. ABD, bu sistemi Irak üzerindeki siyasi etkisini sürdürmek ve özellikle İran’a para akışını engellemek için bir koz olarak kullanmaya devam etmektedir. Savaşın “Maliyeti” ve “Kazancı”: Eleştirmenler, ABD’nin bu savaş için trilyonlarca dolar harcadığını, binlerce askerini kaybettiğini ve milyonlarca insanın ölümüne neden olan bir kaos yarattığını belirtmektedir. Eğer amaç sadece ekonomik kazançsa, bu maliyetin (hem maddi hem de prestij kaybı olarak) elde edilen kârın çok üzerinde olduğu sıklıkla dile getirilir. [1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9] Sonuç olarak; kitle imha silahları ve terörle mücadele gibi gerekçelerin boş çıkması, savaşı “ulusal güvenlik” kılıfıyla örtülen bir kaynak ve jeopolitik hakimiyet savaşı olarak görenlerin argümanlarını güçlendirmiştir. Birçok tarihçi, bu savaşı modern tarihin en büyük stratejik hatalarından ve insani felaketlerinden biri olarak nitelendirmektedir. [1, 2] Post Views: 13 Yazı gezinmesi Diyorsun ki; “11 Eylül saldırıları sonrası ABD, Irak’ın El-Kaide gibi terörist gruplara destek verdiğini ve barındırdığını ileri sürdü”. Peki bu doğru muydu? Diyorsun ki; “Birçok tarihçi, bu savaşı modern tarihin en büyük stratejik hatalarından ve insani felaketlerinden biri olarak nitelendirmektedir. Bunu başka bir ülke yapsa uluslararası kuruluşlar cezayı keser, savaş suçlularını hapse atar ve ABD’yi savaş tazminatı ödemeye mecbur ederdi. Bu medeni dünyanın uluslararası kuruluşları bugüne kadar suçlu ABD için bir şey yaptılar mı?