The Buffoon Gilad Erdan
Gemini bu video hakkında ne biliyorsun?
Bu video, İsrail’in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Gilad Erdan‘ın, BM Güvenlik Konseyi’nde yaptığı dikkat çekici bir konuşmaya ait.
Videoda öne çıkan detaylar ve olayın arka planı şu şekilde:
- Eylemin Amacı: Gilad Erdan, Filistinlilerin İsrail araçlarına ve vatandaşlarına yönelik taşlı saldırılarına dikkat çekmek amacıyla kürsüye büyük bir taş/briket parçası getiriyor.
- Konuşmanın İçeriği: Erdan, bu büyüklükteki taşların İsrailli erkek, kadın ve çocukların üzerine her gün fırlatıldığını belirtiyor. Sadece 2021 yılında Filistinliler tarafından 1775 taşlı saldırı gerçekleştirildiğini iddia ederek, diğer ülke temsilcilerine “Kendi çocuklarınızla araba sürerken size böyle bir taş fırlatılsaydı bunu bir terör saldırısı olarak görür müydünüz?” sorusunu yöneltiyor.
- Verdiği Örnek: Konuşmasında, geçmişte bu tarz bir taşlı saldırı neticesinde hayatını kaybeden 4 yaşındaki Adele Biton adlı çocuğun ismini de anıyor.
Uluslararası ilişkiler ve diplomasi arenasındaki bu tür “nesneli/canlı” protestolar, genellikle konunun medyadaki görünürlüğünü artırmak için stratejik olarak tercih ediliyor.
Peki taş atanlara; otomatik tüfek , tank ile ateş etmek, uçakla bombalamak ne anlama gelir?
Bu soru, uluslararası hukukta, askeri doktrinlerde ve siyaset felsefesinde “orantılılık ilkesi” (principle of proportionality) çerçevesinde ele alınır. Taş atan bir eylemciye karşı otomatik tüfek, tank veya savaş uçağı gibi ağır askeri güçlerle karşılık verilmesi, küresel kamuoyunda, insan hakları örgütlerinde ve hukuki zeminlerde şu temel başlıklarla tanımlanır:
1. Orantısız Güç Kullanımı (Asimetrik Çatışma)
Uluslararası insancıl hukuka göre, bir tehdide karşı uygulanan gücün, karşı karşıya kalınan tehlike ile orantılı olması gerekir. Taşlama eylemi hayati bir risk oluştursa bile, buna tank veya savaş uçağı gibi yıkıcı askeri mühimmatla karşılık verilmesi askeri literatürde “asimetrik güç kullanımı” olarak adlandırılır. Bu durum, savunma sınırlarının aşıldığı ve meşru müdafaa amacından çıkıldığı yönünde yorumlanır.
2. Sivil Kayıplar ve Toplu Cezalandırma
Tank ve uçak gibi ağır silahların meskûn mahallerde (sivillerin yaşadığı bölgelerde) kullanılması, kaçınılmaz olarak hedef gözetmeksizin sivil ölümlerine ve altyapı yıkımlarına yol açar. Uluslararası hukuk, doğrudan askeri hedef olmayan sivillerin zarar görmesini engelleyecek tedbirlerin alınmasını zorunlu kılar. Bu ölçekte bir karşılık, taş atan kişilerin ötesinde tüm bir topluluğu cezalandırma amacına dönüştüğü gerekçesiyle sıklıkla “toplu cezalandırma” (collective punishment) olarak nitelendirilir ve Cenevre Sözleşmelerine göre bu bir savaş suçudur.
3. Siyasi ve Stratejik Sonuçlar
Utiliteryen (faydacı) ve stratejik bir perspektiften bakıldığında, asimetrik güç kullanımı uzun vadede gücü uygulayan taraf için de istikrarsızlık yaratır:
- Radikalleşmeyi Artırır: Ağır silahların yarattığı yıkım ve sivil kayıplar, karşı taraftaki öfkeyi ve direniş kararlılığını besler, barışçıl çözümleri imkansızlaştırır.
- Uluslararası Meşruiyet Kaybı: Medyaya yansıyan bu tür görüntüler, devletlerin uluslararası arenadaki diplomatik konumunu zedeler, kamuoyu desteğini kaybettirir ve yaptırım baskılarını artırır.
Özetle; taş atan gruplara karşı askeri teknolojinin en ağır unsurlarıyla cevap verilmesi, hukuken orantısızlık, insani açıdan ağır sivil hakları ihlalleri, stratejik açıdan ise çatışmayı çözmek yerine daha da derinleştiren ve istikrarsızlığı körükleyen bir yaklaşım olarak kabul edilir.
Bu videodaki konuşmaları bana tercüme eder misin?
Videoda İsrail’in BM Daimi Temsilcisi Gilad Erdan’ın yaptığı konuşmanın kelimesi kelimesine Türkçe tercümesi şu şekildedir:
“BM raporlarında ne adı geçen ne de burada, konseyin önünde sunulan bir terör saldırısı… Taşlarla yapılan terör saldırıları. Küçük çakıl taşları değil, bunun gibi kayalar…
Hareket halindeki arabalarında ve otobüslerde bulunan İsraillilere fırlatılan kayalar. Her bir gün; İsrailli erkeklere, kadınlara, bebeklere ve çocuklara fırlatılıyorlar.
Sadece 2021 yılında, İsrailliler Filistinli teröristler tarafından yapılan 1775 taşlı saldırıya maruz kaldı ama dünya hiçbir şey söylemiyor.
Konsey üyeleri; çocuklarınızla birlikte araba sürerken bunun gibi bir kaya arabanıza fırlatılsaydı, bunu bir terör saldırısı olarak kabul eder miydiniz?
İşte bu, 4 yaşındaki Adele Biton ve diğerlerinin hayatını kaybetmesine neden olan türden bir saldırıdır.
Ne yapardınız saygıdeğer delegeler? En azından Filistinliler tarafından İsrailli sivillere karşı gerçekleştirilen bu acımasız terör saldırılarını kınar mıydınız?
Şuna bakın. Kaya öldürür.”
Filistinliler ortada hiçbir şey yokken 1775 defa, normal yaşantısına devam israillilere böyle tuğla mı fırlatmış?
Uluslararası diplomatik kürsülerde dile getirilen rakamlar ve iddialar, genellikle o sahnenin arkasındaki çok daha derin, karmaşık ve köklü bir tarihsel arka planın yalnızca tek bir kesitini sunar. Gilad Erdan’ın konuşmasında bahsettiği 1775 taş atma eylemi, tarihsel ve sosyolojik bağlamından koparıldığında “durup dururken yapılan eylemler” gibi görünebilir; ancak bölgedeki durum iki taraf için de “ortada hiçbir şey yokken” yaşanan bir gerçeklik değildir.
Bu eylemlerin ve dönemin arkasındaki geniş tabloyu anlamak için şu tarihsel ve yapısal unsurları göz önünde bulundurmak gerekir:
1. İşgal, Abluka ve Günlük Yaşam Koşulları
Filistinlilerin bu tür eylemlere yönelmesinin temelinde, 1967’den bu yana devam eden askeri işgal, Batı Şeria’daki kontrol noktaları, örülen utanç duvarları ve Gazze şeridine uygulanan uzun süreli abluka yer almaktadır. Filistinliler için günlük yaşam; seyahat özgürlüğünün kısıtlandığı, mülksüzleştirme politikalarının uygulandığı ve askeri bir yönetim altında yaşamak zorunda kalındığı bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla fırlatılan taşlar, yapısal ve askeri bir düzene karşı duyulan birikmiş öfkenin ve asimetrik bir direnişin sembolü olarak görülür.
2. Yasa dışı Yerleşim Birimleri ve Yerleşimci Şiddeti
Konuşmada “normal yaşantısına devam eden İsrailliler” olarak bahsedilen kitlenin önemli bir kısmı, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen ve Doğu Kudüs ile Batı Şeria’da Filistin toprakları üzerine inşa edilen Yahudi yerleşim birimlerinde (settlements) yaşayan insanlardır.
- Bu yerleşimlerin genişlemesi, Filistinlilerin evlerinin yıkılması, tarım arazilerine ve zeytinliklerine el konulması anlamına gelir.
- Raporlar, radikal yerleşimci grupların da Filistinli köylülere, evlere ve araçlara yönelik sık sık fiziksel saldırılarda bulunduğunu, tarım alanlarını tahrip ettiğini belgeler. Yani bölgedeki taşlama veya çatışma dinamikleri tek taraflı değil, karşılıklı bir gerilimin sonucudur.
3. Doğu Kudüs ve Şeyh Cerrah Gerilimi (2021)
Erdan’ın özellikle 2021 yılını vurgulamasının çok spesifik bir nedeni vardır. 2021 yılı, Doğu Kudüs’teki Şeyh Cerrah (Sheikh Jarrah) mahallesinde Filistinli ailelerin evlerinden zorla tahliye edilmek istenmesi ve Mescid-i Aksa’ya yönelik askeri baskınlar nedeniyle gerilimin zirve yaptığı bir dönemdir. Bu olaylar zinciri, Batı Şeria genelinde kitlesel protestolara, sokak çatışmalarına ve ardından Gazze ile İsrail arasında günlerce süren ağır bir askeri savaşa yol açmıştır. Rakamların bu denli yüksek olması, o yıl yaşanan bu kitlesel patlamanın doğrudan bir yansımasıdır.
4. Güç Dengesi ve Direniş Metodu
Siyaset sosyolojisinde taş, tanka veya modern bir orduya karşı elinde başka hiçbir savunma mekanizması bulunmayan halkların başvurduğu ilkel bir direniş aracı olarak tanımlanır. İlk İntifada’dan (1987) bu yana taş atan Filistinli genç imajı, uluslararası kamuoyunda hem bir çaresizliğin hem de askeri üstünlüğe karşı sivil bir başkaldırının sembolü olmuştur.
Özetle; İsrail tarafı bu eylemleri sivilleri hedef alan, durup dururken yapılan “terör eylemleri” olarak dünyaya servis ederken; Filistin tarafı ve bağımsız insan hakları örgütleri bu eylemleri, toprakları işgal edilmiş, evleri yıkılmış ve sistematik baskı altında yaşayan bir halkın başka bir savunma aracı bulamadığı için gösterdiği “işgale karşı direnme reaksiyonu” olarak değerlendirir. Hiçbir toplumsal olay ortada bir neden yokken bu denli kitlesel ve sürekli bir hale gelmez.

Gemini, bir de bunu yorumlar mısın?
1-30+rock.webp isimli bu fotoğraf, İsrail-Filistin çatışmasının dünya çapında en bilinen, sembolik ve ikonik görsellerinden biridir. Bu kare, Filistinli bir çocuk olan Faris Odeh’in 2000 yılında (İkinci İntifada döneminde) Gazze’de bir İsrail tankının karşısında tek başına taş atarken çekilmiş fotoğrafıdır. Faris, bu fotoğrafın çekilmesinden birkaç hafta sonra ne yazık ki hayatını kaybetmiştir.
Bu görsel, çatışmanın doğasına dair çok güçlü dinamikleri içinde barındırır ve bakanın durduğu yere göre farklı anlamlar taşır:
1. Asimetrinin ve “Davud ile Golyat”ın Sembolü
Görseldeki güç dengesizliği sarsıcı boyuttadır. Bir tarafta dünyanın en gelişmiş askeri teknolojilerinden biri olan, tonlarca ağırlıktaki zırhlı bir Merkava tankı; diğer tarafta ise üzerinde sadece tişörtü ve şortu olan, elindeki tek silahı bir taş parçası olan küçük bir çocuk vardır. Bu kompozisyon, uluslararası kamuoyunda ve Filistin tarafında, işgale karşı yürütülen asimetrik direnişin, çaresizliğin ve aynı zamanda korkusuzluğun en net sembolü (modern bir Davud ile Golyat hikayesi) olarak kabul edilir.
2. Kaybolan Çocukluk ve Şiddet Sarmalı
İnsani açıdan bakıldığında bu fotoğraf, çatışmanın ortasında büyümek zorunda kalan çocukların trajedisini anlatır. Oyun oynaması, okulda olması gereken bir çocuğun, savaş makinelerinin ve namluların gölgesinde bir yaşam mücadelesi verdiğini; şiddet sarmalının yeni nesilleri nasıl doğrudan içine çektiğini gösteren acı bir belgedir.
3. İsrail Perspektifi ve Güvenlik Algısı
İsrail resmi söylemi ve askeri doktrini açısından ise bu tür görüntüler farklı bir argümanla ele alınır. Daha önceki yukarıdaki videoda Gilad Erdan’ın da savunmaya çalıştığı gibi; atılan taşlar ne kadar “ilkel” görünse de, hareket halindeki araçlar veya askerler için fiziksel bir tehdit ve operasyonel bir engel olarak değerlendirilir. Ayrıca bu perspektif, çocukların bu denli tehlikeli çatışma alanlarında ön saflara sürülmesini veya sembolleştirilmesini bir propaganda yöntemi olarak nitelendirerek eleştirir.
Özetle; Bu fotoğraf sadece anlık bir çatışmayı değil; gücün asimetrisini, işgalin psikolojisini, uluslararası hukuktaki orantılılık tartışmalarını ve bir halkın hafızasına kazınan direniş sembolizmini tek bir karede özetleyen tarihi bir vesikadır.