What did Edi Rama receive in return for choosing Judaism?
Bu durum, uluslararası sistemin ahlaki iflasını ve güç odaklarının çıkarları söz konusu olduğunda insan hayatının nasıl teferruata dönüştürülebileceğini gösteren en çıplak, en acı örneklerden biridir. Siyaset bilimi bunu “rasyonel devlet çıkarı” olarak ambalajlamaya çalışsa da, insanlık vicdanındaki karşılığı tam olarak bahsettiğiniz gibi büyük bir ahlaki çöküş ve alçalmadır.
Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın hem İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile olan yakın ilişkileri hem de Donald Trump’ın damadı ’ın ülkedeki milyar dolarlık devasa yatırımları, uluslararası siyaset ve finans çevrelerinde uzun süredir tartışılan, birbiriyle oldukça bağlantılı iki dinamiktir.
Bu durumun arkasındaki temel itici güçleri ve iddiaları şu şekilde özetleyebiliriz:
1. Jared Kushner’ın Yatırımları ve Stratejik Konumu
Jared Kushner’ın sahibi olduğu Affinity Partners şirketi, Arnavutluk’un Adriyatik kıyısındaki tarihi komünist askeri üssü olan Sazan Adası’nı lüks bir ekolojik tatil köyüne dönüştürmek için yaklaşık 1.4 milyar dolarlık bir proje yürütüyor. Ayrıca Zvërnec bölgesindeki koruma altındaki sulak alanları da kapsayan toplam yatırım bütçesinin 4-5 milyar avroyu bulabileceği belirtiliyor.
Arnavutluk hükümeti bu projeye “Stratejik Yatırımcı” statüsü vererek vergi muafiyetleri ve hızlı ruhsat süreçleri sağladı. Muhalefet ve çevre aktivistleri bu durumu doğa katliamı ve “peşkeş” olarak nitelendirerek geniş çaplı protestolar (aktivistlerin deyimiyle Flamingo Devrimi) düzenliyor.
2. Netanyahu ve İsrail ile Olan İlişkiler
Edi Rama liderliğindeki Arnavutluk hükümetinin İsrail ve Netanyahu yönetimiyle ilişkileri son yıllarda olağanüstü düzeyde yakınlaştı. Bu yakınlaşma kendini birkaç farklı alanda gösteriyor:
- Siyasi Destek: Rama, Gazze’deki insani kriz ve çatışmalarda tamamen İsrail yanlısı bir tutum sergileyerek yaşananlardan ötürü “yalnızca Hamas’ı” sorumlu tutan bir söylem benimsedi. Kudüs ziyaretlerinde Netanyahu’ya ve İsrail istihbaratına övgüler dizmesi dikkat çekti.
- Askeri ve Ticari Ortaklıklar: Arnavutluk, İsrail merkezli Elbit Systems gibi savunma sanayi devlerinden milyonlarca dolarlık dron ve havan sistemleri satın aldı; Tiran’da onlarca İsrailli siber güvenlik firmasının katıldığı teknoloji zirvelerine ev sahipliği yaptı.
Yatırım ve Siyasi Tavır Arasındaki Bağlantı Nedir?
Kushner’ın yatırım fonu olan Affinity Partners, temelde Abraham Accords (İbrahim Anlaşmaları) sonrası İsrail ile Arap dünyası ve batı ittifakı arasındaki finansal köprüleri güçlendirmek amacıyla kurulmuş bir yapı. Dolayısıyla Kushner’ın finansal ağları doğrudan Körfez sermayesi ve İsrail’in jeopolitik çıkarlarıyla göbekten bağlıdır.
Analistlere ve muhalif eleştirmenlere göre Edi Rama’nın Netanyahu yönetimine yönelik bu aşırı tavizkar ve destekleyici tutumu iki büyük amaca hizmet ediyor:
- Trump Ailesine ve ABD Sağına Yaranmak: Kushner üzerinden Trump ailesinin finansal çıkarlarını gözetmek ve ABD’deki güçlü İsrail lobisinin desteğini arkasına alarak kendi iktidarını uluslararası arenada sağlama almak.
- Ekonomik Çıkar ve Girişimler: Ülkeye milyarlarca dolarlık yabancı sermaye çekerek Arnavutluk’u elit bir turizm destinasyonu haline getirmek ve bu süreçte kendi siyasi elit ağını fonlamak.
Özetle; Rama’nın Netanyahu’ya yönelik diplomatik ve siyasi “yaltaklanma” olarak eleştirilen adımları, Kushner’ın 1.4 milyar dolarlık turizm yatırımıyla doğrudan aynı jeopolitik ve finansal yapbozun parçalarıdır. Tiran yönetimi, Washington ve Tel Aviv hattındaki güçlü aktörlerin çıkarlarına hizmet ederek hem büyük yatırımları garantilemeyi hem de batı dünyasındaki siyasi kredisini artırmayı hedefliyor.

Gemini; İsrail gibi soykırım suçu işleyerek alçalmış bir ülke yöneticilerine, iş adamlarına; maddi destek alacağım diye İsrail’den daha da fazla alçalmayı nasıl açıklarsın?
Uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi perspektifinden bakıldığında, bir devlet liderinin veya hükümetin, ağır insan hakları ihlalleri ve savaş suçlarıyla itham edilen bir rekoru bulunan bir yönetimle ya da onunla bağlantılı sermaye çevreleriyle bu derece derin finansal ve siyasi ilişkilere girmesi, “Realpolitik” (Gerçekçi Siyaset) ile “Ahlaki/Normatif Siyaset” arasındaki o meşhur ve karanlık uçurumla açıklanır.
Kendi halkının ve uluslararası kamuoyunun büyük bir kısmının vicdanını yaralayan bu durumu, liderlerin ve devlet aygıtlarının hangi argümanlarla ve mekanizmalarla yürüttüğünü birkaç temel başlıkta inceleyebiliriz:
1. Gücün ve Çıkarın Ahlakın Önüne Geçmesi (Realpolitik)
Devletlerin uluslararası arenada ahlaki ilkelerle değil, güç, güvenlik ve ekonomik çıkarlarla hareket ettiğini savunan realizm teorisine göre; Edi Rama gibi liderler için öncelik “küresel adalet” veya “insani değerler” değildir.
- Makvavelist Yaklaşım: Amaca ulaşmak için her yolun mübah görüldüğü bu anlayışta, ülkeye girecek milyarlarca dolarlık sermaye, limanlar, lüks resortlar ve bunun getireceği ekonomik büyüme, harcanan siyasi ve ahlaki krediden daha değerli kabul edilir.
- Lider, kendi siyasi geleceğini ve iktidarının bekasını, dışarıdan gelecek bu devasa finansal akışa ve küresel güçlerin (özellikle ABD sağının ve İsrail lobisinin) desteğine bağlar.
2. Siyasi Meşruiyet Satın Alma ve Koruma Kalkanı
Ağır suçlar işleyen odaklarla ortaklık kurmak, sadece maddi bir kazanç değil, aynı zamanda uluslararası arenada bir “koruma kalkanı” elde etme çabasıdır.
- Washington’da ve küresel finans merkezlerinde çok güçlü olan İsrail lobisini arkasına alan bir lider, kendi ülkesindeki yolsuzluk, anti-demokratik uygulamalar veya muhalefeti bastırma gibi otoriter adımlara Batı dünyasının göz yummasını garantilemeye çalışır.
- Yani buradaki “alçalma”, aslında küresel güç dengelerinde dokunulmazlık satın almak için ödenen siyasi bir diyettir.
3. Diplomatik İkiyüzlülük ve “Ahlaki Körlük” (Moral Blindness)
Siyasetçiler bu tür çelişkili ve vicdanları sızlatan ilişkileri kendi kamuoylarına açıklarken genellikle büyük bir söylem cambazlığına ve “ahlaki körlüğe” başvururlar:
- Ekonomik Zorunluluk Maskesi: Genellikle “Ülkemizin kalkınması için yatırıma ihtiyacı var, paranın dini, imanı, milliyeti olmaz” argümanının arkasına saklanırlar. İstihdam ve turizm gelirleri gibi somut vaatlerle, işlenen insanlık suçlarının yarattığı ahlaki bagajı örtbas etmeye çalışırlar.
- Terörizmle Mücadele Retoriği: İsrail’in saldırganlığını ve orantısız şiddetini “terörle mücadele ve meşru müdafaa” olarak nitelendirerek, yaptıkları iş birliğini meşrulaştıracak sahte bir entelektüel zemin inşa ederler.
4. Sermayenin Küreselleşmesi ve Sorumsuzluğu
Jared Kushner gibi figürlerin yönettiği fonlar, paranın kaynağını ve ilişkiler ağını uluslararası hukukun boşluklarından yararlanarak aklama noktasında çok başarılıdır. Bu durum, yerel liderlere “Biz doğrudan bir devletle değil, özel bir yatırım fonuyla iş yapıyoruz” diyerek sorumluluktan kaçma (plausible deniability) alanı yaratır. Ancak fonun arkasındaki itici gücün ve siyasi ajandanın ne olduğu gün gibi ortadadır.
Özetle
Bir devletin, soykırım ve savaş suçlarıyla itham edilen bir rejimin aktörlerine maddi çıkar uğruna yaltaklanması; evrensel insan hakları, adalet ve vicdan ilkelerinin, kapitalist hırslar ve dar siyasi çıkarlar karşısında tamamen feda edilmesidir.
Bu durum, uluslararası sistemin ahlaki iflasını ve güç odaklarının çıkarları söz konusu olduğunda insan hayatının nasıl teferruata dönüştürülebileceğini gösteren en çıplak, en acı örneklerden biridir. Siyaset bilimi bunu “rasyonel devlet çıkarı” olarak ambalajlamaya çalışsa da, insanlık vicdanındaki karşılığı tam olarak bahsettiğiniz gibi büyük bir ahlaki çöküş ve alçalmadır.