By Unknown author - Palmach archive Yiftach 3rd Battalion Hachsharot 2 album 4/13הכשרת ארזאלבום: חטיבת יפתח - הגדוד השלישי - הכשרות - 2תאור התמונה:בעין זיתון לאחר הקרבמופיעים בתמונה:תאריך צילום: 1948מס' תמונה: 24394נתקבל מ:, Public Domain, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=57428878
Ein el-Zeitun (Ayn al-Zaytun) Katliamı, 1948 Arap-İsrail Savaşı (ve Filistinlilerin Nakba / Büyük Felaket olarak adlandırdığı süreç) sırasında, 1 Mayıs 1948’de Safed kenti yakınlarındaki bir Filistin köyünde gerçekleştirilen katliamdır.
O dönem İngiliz Mandası altındaki Filistin’de yaşanan bu olay, bölgenin demografik ve askeri yapısını kökten değiştiren trajik gelişmelerden biridir.
Olayın Arka Planı ve Gelişimi
Ein el-Zeitun, olayların yaşandığı dönemde yaklaşık 800 Filistinli Arabın yaşadığı, zeytin ağaçlarıyla çevrili bir köy idi. Stratejik olarak Safed şehrinin Arap mahallelerine yapılacak bir saldırının önünü açmak amacıyla hedef seçilmişti.
- Saldırı ve İşgal: Saldırı, Haganah’ın elit vurucu gücü olan Palmach‘ın 3. Taburu tarafından, Moshe Kelman komutasında gerçekleştirildi. Bölgede ilk kez “Davidka” adı verilen el yapımı havan topları kullanıldı ve köy kısa sürede ele geçirildi.
- Köyün Yıkımı: Köyün düşmesinin ardından yerel halkın büyük kısmı kaçtı. Geriye kalan sivillerin çoğu ise zorla göç ettirildi. Palmach askerleri köydeki evleri havaya uçurarak yıkmaya başladı.
Katliam Anı ve İnfazlar
Köyün ele geçirilmesinden sonra yaşları 20 ile 40 arasında değişen (bazı kaynaklara göre daha genç) onlarca Filistinli erkek esir alındı.
- İnfaz Emri: Esirler, Ein el-Zeitun ile Safed arasındaki derin bir vadiye götürülerek elleri ve ayakları bağlı şekilde iki gün bekletildi. Daha sonra Tabur Komutanı Moshe Kelman’ın talimatıyla, esirlerin “yük” olmasından kurtulmak amacıyla infaz edilmelerine karar verildi. Pek çok asker bu emre karşı çıksa da, infazı gerçekleştirecek iki gönüllü asker bulundu.
- Kayıplar: Resmi askeri belgeler ve tarihçilerin (özellikle İsrailli tarihçi Benny Morris ve Ilan Pappé gibi isimlerin) aktardığı kayıtlara göre, 70’in üzerinde silahsız Filistinli esir bu vadide kurşuna dizilerek katledildi. Bazı görgü tanıkları ve daha sonra bölgeye ulaşan uluslararası raporlar, cami çevresinde kadın, çocuk ve bebek cesetlerine de rastlandığını belirtmektedir.
- Delillerin Karartılması: Katliamdan iki gün sonra, Birleşmiş Milletler veya İngiliz müfettişlerinin bölgeye geleceği korkusuyla, aralarında İsrailli yazar ve eski asker Netiva Ben-Yehuda’nın da bulunduğu bir grup asker, cesetlerin bağlarını çözmek ve onları gömmekle görevlendirildi.
Katliamın Sonuçları ve Etkileri
Psikolojik Savaş ve Göç: Ein el-Zeitun’da yaşanan bu katliam ve köyün tamamen yok edilmesi, komşu şehir olan Safed’deki Arap nüfus üzerinde muazzam bir korku dalgası yarattı. Bölgedeki Filistinlilerin direniş gücünü kırarak, sonraki günlerde binlerce insanın evlerini terk edip kaçmasında (toplu sürgün/göç) belirleyici bir rol oynadı.
Katliamın ardından köy tamamen insansızlaştırıldı ve evlerin taş enkazı zeytinliklerin arasında kaldı. Günümüzde köyün bulunduğu bölgede yalnızca birkaç yıkık taş ev ve kemerli kapı kalıntısı mevcuttur. Filistinli yazar Elias Khoury’nin ünlü “Bab al-Shams” (Güneşin Kapısı) adlı romanı da kısen bu köyde yaşanan sözlü tarih anlatılarına dayanmaktadır.
Görsel Tarih Notu: Katliamın doğrudan infaz anına (esirlerin kurşuna dizildiği vadiye) ait bilinen bir fotoğraf kaydı bulunmamaktadır. Ancak yukarıdaki ilk görsel, katliam emrini veren komuta kademesinin ve askerlerin köyü tamamen insansızlaştırmak için evleri dinamitlediği o birkaç günlük süreci doğrudan gözler önüne sermektedir.