https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Jewish_militias_in_the_village_of_Deir_Yassin,_April_1948_(cropped_and_edited).jpg
Deir Yasin Katliamı, 9 Nisan 1948 tarihinde, İngiliz manda yönetiminin sona ermesinden ve İsrail Devleti’nin resmi kuruluş ilanından yaklaşık bir ay önce gerçekleşen, Filistin tarihinin en trajik ve dönüm noktası niteliğindeki olaylarından biridir.
Kudüs’ün batısında yer alan ve o dönem yaklaşık 600-750 nüfusa sahip olan barışçıl Filistin köyü Deir Yasin (Deyr Yasin), Siyonist paramiliter gruplar tarafından basılmış ve büyük bir yıkıma uğratılmıştır.
Katliamın Arka Planı ve Gerçekleşmesi
1947 yılında Birleşmiş Milletler’in Filistin’i bölme planı sonrasında bölgede Yahudi ve Arap toplulukları arasında çatışmalar başlamıştı. Deir Yasin köyü, çevre köylerin aksine çatışmalara girilmemesi konusunda Yahudi komşularıyla resmi olmayan bir saldırmazlık anlaşması yapmıştı ve sakin bir konumdaydı.
Ancak Kudüs’ü kuşatma ve ikmal yollarını açma stratejisinin bir parçası olarak (Nachshon Operasyonu), radikal Siyonist örgütler bu köyü hedef seçti:
- Saldırıyı Düzenleyenler: Revizyonist Siyonist çizgideki Irgun (Etsel) ve Lehi (Stern Çetesi) adlı yeraltı örgütleri, ana Yahudi askeri gücü olan Haganah‘ın da kısmi bilgisi ve lojistik desteğiyle 9 Nisan sabahı erken saatlerde köye baskın düzenledi.
- Çatışma ve Direniş: Köylüler beklemedikleri bu baskına karşı ellerindeki az sayıda eski tüfekle direnmeye çalıştı. Saldırgan gruplar ummadıkları bir direnişle karşılaşınca ağır kayıplar verdiler ve evleri tek tek patlatarak ilerleme stratejisine geçtiler.
Sonuçlar ve Can Kaybı
Köyün kontrolü tamamen ele geçirildikten sonra tam bir katliam yaşandı. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar da dahil olmak üzere siviller kurşuna dizildi, evler bombalandı.
- Can Kaybı Sayısı: İlk dönemlerde propaganda ve korku yayma amacıyla Irgun ve Arap kaynakları ölü sayısını 254 olarak duyurmuş olsa da, daha sonra yapılan detaylı tarihi araştırmalar (özellikle Birzeit Üniversitesi çalışmaları) ölen sivillerin sayısının 100 ile 120 arasında olduğunu ortaya koymuştur.
- Esirler: Hayatta kalan köylülerin bir kısmı kamyonlara bindirilerek Batı Kudüs sokaklarında “zafer turu” adı altında teşhir edilmiş, daha sonra serbest bırakılmış veya öldürülmüştür.
Tarihsel Önemi: Nakba’nın Tetikleyicisi
Deir Yasin Katliamı, askeri boyutundan ziyade psikolojik etkisi nedeniyle Filistin-İsrail sorununun gidişatını kökten değiştirmiştir.
“Büyük Felaket” (Nakba): Katliamın haberleri ve özellikle kadınlara yönelik şiddet iddiaları, Arap radyo kanalları ve bizzat Siyonist gruplar tarafından (farklı motivasyonlarla) abartılarak yayıldı. Bu durum, Filistinli siviller arasında muazzam bir korku dalgasına yol açtı.
Yüz binlerce Filistinli, “Deir Yasin’dekilerle aynı kaderi paylaşmama” dürtüsüyle evlerini, köylerini ve topraklarını terk ederek komşu ülkelere kaçtı. Bu kitlesel kaçış ve sürgün, günümüzde hâlâ devam eden Filistin mülteci sorununun (Nakba) en büyük tetikleyicisi oldu.
Dönemin ana akım Yahudi liderliği (David Ben-Gurion dahil) ve Haganah komutanlığı, olayı resmi olarak kınayarak kendilerini Irgun ve Lehi’nin eylemlerinden soyutlamaya çalışsa da, katliamı gerçekleştiren örgütlerin liderleri (örneğin Irgun lideri Menahim Begin ve Lehi lideri Yitzhak Shamir) ilerleyen yıllarda İsrail’de Başbakanlık koltuğuna kadar yükselmişlerdir. Köyün boşaltılan arazisi üzerine ise daha sonra Yahudi yerleşimleri inşa edilmiştir.