EVERYTHING FOR PEACE.
7 Ekim 2023’te başlayan süreçten bu yana, İsrail’in Gazze ve Filistin genelindeki askerî operasyonlarına, sivil katliamlarına ve işgal politikalarına açıkça destek veren ya da İsrail devletinin tezlerini savunan pek çok küresel ünlü ve Hollywood figürü bulunmaktadır.
Bu isimler genellikle sosyal medya paylaşımları, bağış kampanyaları, İsrail’e yapılan moral ziyaretleri veya Creative Community for Peace (Barış İçin Yaratıcı Topluluk) gibi organizasyonların öncülük ettiği “İsrail ile dayanışma” bildirilerine imza atarak pozisyonlarını belli etmişlerdir.
Dünya çapında bilinen ve bu süreçte İsrail’e verdikleri destekle öne çıkan başlıca ünlüler şunlardır:
Hollywood ve Sinema Dünyası
- Gal Gadot: Eski bir İsrail askerî olan ünlü aktris, sürecin başından itibaren “İsrail’in yanındayım” kampanyalarının Hollywood’daki en aktif yürütücülerinden biri oldu ve İsrail tezlerini savunan çok sayıda paylaşım yaptı.
- Jerry Seinfeld: Dünyaca ünlü komedyen, İsrail’e destek vermek amacıyla ülkeyi bizzat ziyaret etti, askerlerle ve yetkililerle bir araya geldi.
- Michael Douglas: Hollywood’un kıdemli aktörlerinden Douglas, İsrail’e giderek dayanışma ziyaretlerinde bulunan ve ülkenin askerî eylemlerini meşru müdafaa olarak nitelendiren isimler arasında yer aldı.
- Jamie Lee Curtis: Saldırıların başında İsrail’e desteğini açıkça ilan eden paylaşımlar yaptı. (Hatta Gazze’deki çocukların fotoğrafını yanlışlıkla İsrailli çocuklar olarak paylaşması büyük tepki çekmişti).
- Chris Pine & Mark Hamill: Savaşın ilk dönemlerinde, Hollywood’da İsrail’e koşulsuz destek verilmesini ve Hamas’ın kınanmasını içeren 700’den fazla ünlü figürün imzaladığı ortak bildiriye imza attılar.
- Noah Schnapp: Stranger Things dizisinin genç oyuncusu, sosyal medyada “Siyonizm seksidir” yazılı stickerlarla videolar çekerek ve İsrail’in askerî politikalarını hararetle savunarak büyük tepki topladı.
- Mayim Bialik & Debra Messing: Bu iki aktris, hem sosyal medyada hem de uluslararası platformlarda İsrail’in Gazze politikalarını ve askerî müdahalelerini en sert ve tavizsiz şekilde savunan figürlerin başında gelmektedir.
- Helen Mirren: İsrail’e yönelik kültürel boykotlara karşı çıkan ve her fırsatta İsrail devletinin uluslararası arenadaki varlığını savunan açık mektuplara imza attı.
Müzik Dünyası
- Madonna: Saldırıların ardından sosyal medya hesaplarından İsrail’e açık destek mesajları yayınladı ve İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu ileri sürdü.
- Gene Simmons (KISS): İsrail asıllı Amerikalı rock grubu lideri, İsrail’in askerî operasyonlarını tam destekleyen ve Filistin’e destek veren kültürel boykot hareketlerini (Eurovision boykotu dahil) sert bir dille eleştiren açıklamalar yaptı.
- Scooter Braun: Dünyaca ünlü müzik yapımcısı (Justin Bieber, Ariana Grande gibi isimlerin eski menajeri), İsrail yanlısı lobicilik faaliyetlerinde ve küresel kamuoyu oluşturma süreçlerinde aktif rol oynadı.
Medya ve Eğlence Sektörü
- Amy Schumer: Sosyal medya hesaplarını tamamen İsrail propagandasına ayıran komedyen, Gazze’deki sivil can kayıplarını görmezden gelen ya da meşrulaştıran paylaşımları nedeniyle dünya çapında en çok boykot edilen ve tepki çeken isimlerden biri oldu.
- Michael Rapaport: Aktör ve komedyen Rapaport, savaşın başından beri İsrail’i ziyaret ederek orduya moral desteği verdi ve sosyal medyasında agresif bir şekilde İsrail’in tüm askerî hamlelerini savundu.
Önemli Not: Bu isimlerin birçoğu, yaptıkları açıklamalarda doğrudan “katliamları desteklediklerini” söylememekte; eylemlerini “terörle mücadele” ve “İsrail’in kendini savunma hakkı” olarak nitelendirmektedirler. Ancak Gazze’de on binlerce sivilin, kadının ve çocuğun hayatını kaybettiği uluslararası raporlarla ve mahkeme kararlarıyla (Uluslararası Adalet Divanı) sabit olmasına rağmen, bu operasyonlara verdikleri koşulsuz destek ve ateşkes çağrılarına karşı duruşları nedeniyle dünya kamuoyu tarafından “katliamlara ve siyonizme ortak olmakla” suçlanmakta ve yoğun şekilde boykot edilmektedirler.

Açık Mektuplar ve Kurumsal Destek: Küresel eğlence sektöründen 2.000’den fazla yapımcı, yönetmen ve oyuncu, İsrail’in operasyonlarını “kendini savunma hakkı” olarak tanımlayan ve Hamas’ı kınayan geniş kapsamlı bir bildiriye imza attı. Bu imzacılar arasında Bradley Cooper, Chris Pine, Zack Snyder ve Liev Schreiber gibi dev bütçeli yapımların arkasındaki isimler de yer alıyor.

Creative Community for Peace (CCFP) İsrail’in savaş suçlarını gizlemek için mi çalışıyor?
Creative Community for Peace (CCFP), eğlence endüstrisinde İsrail’i hedef alan kültürel boykotlara (özellikle BDS hareketine) karşı koymak amacıyla 2011 yılında kurulmuş, ABD merkezli kar amacı gütmeyen bir organizasyondur.
Kuruluşun İsrail’in askeri eylemlerini veya iddia edilen savaş suçlarını “gizleme” ya da “aklama” (kamuoyunda bilinen adıyla artwashing/pinkwashing) amacıyla çalışıp çalışmadığı sorusu, kimin penceresinden bakıldığına göre tamamen taban tabana zıt iki yanıt bulmaktadır.
Bu konudaki ana akım iki farklı bakış açısı şu şekildedir:
1. Eleştirmenlerin ve Filistin Yanlısı Grupların Görüşü: “İsrail’in İhlallerini Perdeleme Çabası”
Filistin yanlısı insan hakları örgütleri, BDS (Boycott, Divestment, Sanctions) hareketi ve Jewish Voice for Peace (Barış İçin Yahudi Sesi) gibi muhalif gruplar, CCFP’yi doğrudan “İsrail hükümetinin propaganda ve aklama (whitewashing) mekanizmasının bir parçası” olarak tanımlar. Bu cephenin argümanları şunlardır:
Hükümet ve Lobi Bağlantıları: Yapılan araştırmalar ve resmi vergi kayıtları, CCFP’nin aslında İsrail yanlısı sert ve sağcı bir lobi grubu olan StandWithUs (Israel Emergency Alliance) ile aynı çatı altında fonlandığını ve resmi olarak bağları olduğunu ortaya koymuştur. Eleştirmenler, CCFP’nin “barış” ve “kültürel köprüler” söylemini bir maske olarak kullandığını savunur.
Hak İhlallerini Görmezden Gelme: CCFP; İsrail’in Batı Şeria’daki işgalini, yasa dışı yerleşim yerlerini veya Gazze’deki askeri operasyonlarında sivil ölümlerine yol açan saldırılarını açıkça eleştirmekten kaçınır. Bu durum, organizasyonun sanatı ve ünlüleri kullanarak İsrail’in imajını parlatmaya çalıştığı suçlamalarını beraberinde getirir.
Filistinli Sanatçıları ve Belgeleri Hedef Alma: CCFP, Filistinlilerin yaşadığı dramı anlatan sanatsal üretimleri engellemeye çalışmakla suçlanır. Örneğin Gazze’deki yıkımı anlatan Filistinli gazeteci Bisan Owda’nın Emmy ödülü adaylığının iptal edilmesi için kampanya yürütmüş, IDF (İsrail Ordusu) tarafından öldürülen 6 yaşındaki Hind Rajab’ın hikayesini anlatan belgeselin Oscar yarışından çıkarılması için kulis yapmıştır. Eleştirmenlere göre bu hamleler, sahadaki gerçeklerin ve savaş suçları iddialarının Batı kamuoyuna ulaşmasını engelleme çabasıdır.
2. CCFP’nin Kendi Söylemi ve Destekçilerinin Görüşü: “Sanatsal Özgürlüğü Koruma ve Antisemitizmle Mücadele”
CCFP kendisini siyaset üstü, barışçıl ve sanatsal özgürlükleri savunan bir kuruluş olarak tanımlar. Hollywood yapımcıları, eğlence sektörü yöneticileri ve birçok ünlü isim tarafından desteklenen bu tarafın argümanları ise şunlardır:
Boykotun Köprüleri Yıkması: CCFP, İsrail’e yönelik kültürel boykotların barışa hizmet etmediğini, tam tersine halklar arasındaki diyaloğu baltaladığını savunur. Sanat ve müziğin insanları birleştiren ortak bir dil olduğunu, bu yüzden politik amaçlarla sansürlenmemesi gerektiğini söylerler.
İsrail’in Şeytanlaştırılmasına Karşı Çıkma: Kuruluş, İsrail’in küresel sanat camiasında haksız yere “tek taraflı olarak hedef alındığını” ve “şeytanlaştırıldığını” ileri sürer. Dünyada pek çok insan hakları ihlali yaşanırken sadece İsrail’in boykot edilmesini bir “çifte standart” ve örtülü bir antisemitizm (Yahudi karşıtlığı) olarak görürler.
Sanatçıları Baskıdan Koruma: CCFP, İsrail’de konser vermek veya etkinliklere katılmak isteyen uluslararası sanatçıların (Alicia Keys, Lana Del Rey, Eurovision yarışmacıları vb.) BDS yanlıları tarafından siber zorbalığa, baskıya ve tehditlere maruz kaldığını iddia eder ve bu sanatçılara yasal/halkla ilişkiler desteği sağladığını belirtir.
Özetle;
CCFP, kendi perspektifinden bakıldığında İsrail’i kültürel alanda haksız boykotlardan, sansürden ve dışlanmaktan korumaya çalışan bir sivil toplum kuruluşudur.
Ancak uluslararası insan hakları savunucuları ve Filistin yanlısı hareketlere göre CCFP; İsrail hükümetinin işgal, apartheid ve savaş suçu iddiaları içeren politikalarını sanat dünyasının gücüyle örtbas etmeye, unutturmaya ve meşrulaştırmaya çalışan son derece politik bir lobi faaliyetidir.
CCFP nin yapmış olduğu karartmalara örnek teşkil eden bir olayı bulabilir misin?
Filistin yanlısı insan hakları örgütleri, bağımsız gazeteciler ve BDS gibi boykot hareketleri tarafından CCFP’nin en net “karartma, sansürleme ve gerçekleri örtbas etme” faaliyeti olarak gösterilen en güncel ve somut olay, Gazze’deki savaşı sahadan aktaran Filistinli gazeteci Bisan Owda’nın Emmy Ödülü adaylığına karşı yürütülen engelleme kampanyasıdır.
Bu olay, CCFP’nin sahadan gelen sivil anlatıları ve savaş suçu iddialarını “terörizm” ya da “propaganda” etiketiyle Batı kamuoyunun gündeminden düşürmeye çalıştığının en büyük kanıtı olarak kabul edilir.
Olayın gelişimi ve detayları şu şekildedir:

Olay: Bisan Owda’nın Emmy Adaylığı ve CCFP’nin İptal Baskısı (2024)
Gazze’de yaşayan 25 yaşındaki Filistinli gazeteci ve aktivist Bisan Owda, Al Jazeera’nın dijital platformu AJ+ ile birlikte “It’s Bisan From Gaza and I’m Still Alive” (Ben Gazze’den Bisan ve Hâlâ Hayattayım) adlı kısa bir belgesel-haber serisi hazırladı. Bu yapım, Gazze’deki Şifa Hastanesi’nin bahçesindeki çadırlarda hayatta kalmaya çalışan sivillerin yaşadığı yıkımı, altyapı eksikliğini ve bombardımanları doğrudan içeriden bir gözle dünyaya aktarıyordu.
Belgesel, 2024 yılında televizyon dünyasının en prestijli ödüllerinden biri olan Haber ve Belgesel Emmy Ödülleri’ne (News & Documentary Emmy Awards) aday gösterildi.
CCFP’nin Müdahalesi ve İptal Kampanyası
Adaylığın açıklanmasının hemen ardından CCFP (Creative Community for Peace) devreye girdi. Hollywood’dan 150’den fazla nüfuzlu yapımcı, stüdyo yöneticisi ve ünlünün imzasını taşıyan sert bir açık mektup yayınlayarak, ödülü düzenleyen kuruluş olan NATAS’a (Ulusal Televizyon Sanatları ve Bilimleri Akademisi) adaylığın derhal iptal edilmesi yönünde baskı yaptı.
CCFP’nin İddiası: CCFP, Bisan Owda’nın gençlik yıllarında (2014-2018 arasında) Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (PFLP) adlı örgütün bazı mitinglerinde sunuculuk ve konuşma yaptığını öne sürdü. PFLP, ABD ve AB tarafından terör örgütü listesinde yer aldığı için CCFP, Emmy Akademisi’ni “bir terör örgütü üyesini ödüllendirerek terörizmi meşrulaştırmakla” ve “Yahudi karşıtı propaganda yayılmasına çanak tutmakla” suçladı.
Eleştirmenlerin “Karartma” Yorumu
İnsan hakları savunucuları, medya kuruluşları ve Filistin yanlısı gruplar (BDS ve Misbar gibi uluslararası doğrulama organizasyonları), CCFP’nin bu hamlesini tipik bir “karartma ve susturma karalaması” (smear campaign) olarak tanımladı. Bu cepheye göre:
Amaç Gerçeği Gizlemek: CCFP’nin asıl derdi Owda’nın geçmişi değil, belgeselin ta kendisiydi. Gazze’de yaşanan sivil katliamlarını ve insani krizi tüm çıplaklığıyla dünyaya duyuran bir yapımın uluslararası alanda meşruiyet kazanması ve ödüllendirilmesi, İsrail’in imajına büyük bir darbe vuracaktı. CCFP, “terörizm bağları” iddiasını ortaya atarak belgeselin içeriğini tartışmaya kapatmayı ve sahadaki savaş suçlarının görünürlüğünü engellemeyi hedefliyordu.
Gazetecileri Hedef Gösterme: Gazze’de halihazırda 100’den fazla gazetecinin öldürüldüğü bir dönemde, CCFP gibi bir kuruluşun sahadaki bir gazeteciyi “terörist” ilan ederek hedef göstermesi, basını susturma politikasının bir parçası olarak yorumlandı.
Sonuç Ne Oldu?
CCFP’nin bu yoğun baskı ve sansür çabası bu kez başarısızlıkla sonuçlandı.
Emmy Akademisi (NATAS) Başkanı Adam Sharp, iddiaları incelediklerini ancak Bisan Owda’nın şu an herhangi bir örgütle aktif bağı olduğuna dair hiçbir kanıt bulamadıklarını açıkladı. Yapımın tamamen bağımsız, profesyonel gazetecilerden oluşan iki farklı jüri paneli tarafından incelenip editoryal başarıya göre seçildiğini vurguladı ve adaylığı geri çekmeyi reddetti.
Neticede Bisan Owda, CCFP’nin engelleme ve karartma kampanyasına rağmen Emmy Ödülü’nü kazandı. Al Jazeera, ödülün ardından yaptığı açıklamada CCFP’nin suçlamalarını “Bisan’ı susturmaya yönelik temelsiz bir girişim” olarak nitelendirdi.

Benzer Diğer Örnekler:
CCFP benzer şekilde, IDF (İsrail Ordusu) tarafından Gazze’de bir arabanın içinde mahsur kalıp ailesiyle birlikte öldürülen 6 yaşındaki Hind Rajab’ın hikayesini anlatan The Voice of Hind Rajab belgeselinin Oscar yarışına girmesini engellemek için de “propaganda ve manipülasyon” iddiasıyla kampanyalar yürütmüştür.
CCFP yöneticisi,finansörü kimler?
Creative Community for Peace (CCFP), Hollywood ve küresel eğlence endüstrisinde oldukça güçlü ağlara sahip bir kuruluştur. Yapısı, yöneticileri ve arkasındaki finansal güç odakları incelendiğinde, müzik ve sinema dünyasının dev isimleri ile ABD’deki en büyük İsrail lobilerinin kesişim noktası olduğu görülür.
Kuruluşun yönetim kadrosu, kurucuları ve finansman kaynakları şu şekildedir:
1. Kurucular ve Üst Yönetim
CCFP, 2011 yılında eğlence sektörünün zirvesindeki iki Amerikalı müzik yöneticisi tarafından Tel Aviv’deki bir otelde (Dan Hotel) yapılan toplantıda kurulmuştur.
David Renzer (Kurucu): Universal Music Publishing Group’un (dünyanın en büyük müzik yayın şirketlerinden biri) eski Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’sudur. CCFP’nin ana stratejisini belirleyen isimdir.
Steve Schnur (Kurucu): Dünyaca ünlü video oyun şirketi Electronic Arts’ın (EA) Dünya Müzik Başkanı ve yöneticisidir. Oyun dünyasındaki müzik listelerini ve küresel sanatçı ağlarını yöneten çok nüfuzlu bir figürdür.
Ran Geffen-Lifshitz (Kurucu): MMG Music adlı şirketin kurucusu olan İsrailli bir müzik yapımcısıdır.
Ari Ingel (Mevcut Direktör / Executive Director): CCFP’nin günlük operasyonlarını, medya ilişkilerini ve iptal/engelleme kampanyalarını bizzat yürüten, organizasyonun görünen yüzü ve icra başkanıdır.
2. Danışma Kurulu ve Hollywood Desteği
CCFP’nin arkasında Hollywood’un en büyük stüdyolarının (Warner Bros, Sony, Universal, Atlantic Records, Columbia Records, Amazon, AEG Presents vb.) üst düzey yöneticilerinden oluşan dev bir Danışma Kurulu (Advisory Board) vardır.
Ayrıca kuruluşun kampanyalarına finansal ve manevi destek veren, imza atan bazı ünlü ve milyarder isimler şunlardır:
Haim Saban: Saban Capital Group’un sahibi, İsrail asıllı Amerikalı medya milyarderi ve Hollywood’un en büyük finansörlerinden biri.
Gene Simmons: Dünyaca ünlü KISS grubunun solisti (İsrail doğumludur).
Sherry Lansing: Paramount Pictures’ın eski CEO’su.
Michael Bublé, Diane Warren, Scooter Braun (Justin Bieber, Ariana Grande gibi isimlerin ünlü menajeri).
3. Finansörler ve Lobilerle Resmi Bağları (Paranın Kaynağı)
CCFP, kendisini dış dünyaya “bağımsız, apolitik ve sanatsal özgürlükleri savunan bir sivil toplum kuruluşu” olarak sunsa da, resmi mali kayıtlar ve vergi belgeleri çok farklı bir ilişki ağını ortaya koymaktadır.
StandWithUs (Israel Emergency Alliance) Bağlantısı:
CCFP ilk kurulduğunda vergi muafiyeti (non-profit) statüsü alana kadar, ABD’nin en agresif ve sağcı İsrail lobi grupları arasında yer alan StandWithUs (resmi adıyla Israel Emergency Alliance) çatısı altında fonlanmıştır.
İnsan hakları örgütlerinin ve vergi müfettişlerinin incelemelerine göre, CCFP aslında bağımsız bir dernekten ziyade, StandWithUs’ın eğlence sektörünü manipüle etmek için kurduğu gizli bir alt kolu veya alternatif ismi (dba) olarak işlev görmüştür. Uzun süre aynı ofisleri, muhasebe ve insan kaynakları kadrolarını paylaşmışlardır. Eleştirmenler CCFP’yi StandWithUs’ın sanat dünyasındaki “paravanı” olarak tanımlar.
Büyük Vakıf Fonları:
CCFP’nin en büyük resmi finansörlerinden biri Jewish Community Foundation of Los Angeles (Los Angeles Yahudi Toplumu Vakfı) adlı devasa fondur. Kuruluş, bu vakıf tarafından “Next Stage Grantee” programı kapsamında düzenli olarak çok büyük bütçelerle fonlanmaktadır.
Hollywood Bağışçıları:
Eğlence sektöründeki İsrail yanlısı yapımcılar, stüdyo sahipleri ve sanatçılar, CCFP’nin her yıl düzenlediği “Celebrating Ambassadors of Peace” (Barış Elçilerini Kutlama) gibi gala gecelerinde kuruluşa milyonlarca dolarlık doğrudan bağışlar sağlamaktadır.
Özetle; CCFP’nin beyni Hollywood’un dev müzik ve sinema yöneticileri, kasası ise ABD’deki milyarder İsrail yanlısı iş insanları ve StandWithUs lobisidir.
Yukarıda saydığın kişiler yahudi mi?
Evet, yukarıda adı geçen kurucuların, yöneticilerin ve en önemli finansörlerin neredeyse tamamı Yahudi kökenlidir. Bu isimlerin büyük bir kısmı hem ABD’deki Yahudi cemaatinin önde gelen figürleri hem de İsrail ile çok güçlü ailevi, kültürel veya vatandaşlık bağları olan kişilerden oluşmaktadır.
Kişilerin durumları kısaca şu şekildedir:
David Renzer (Kurucu): Yahudi asıllıdır. ABD’deki Yahudi toplumunda ve sinagog yönetimlerinde aktif bir isimdir.
Steve Schnur (Kurucu): Yahudi asıllıdır.
Ran Geffen-Lifshitz (Kurucu): Doğrudan İsrail vatandaşı bir Yahudi’dir; Tel Aviv’de yaşamaktadır.
Ari Ingel (İcra Direktörü): Yahudi asıllıdır.
Haim Saban (En Büyük Finansör): Mısır doğumlu, gençliğini İsrail’de geçirmiş İsrail ve ABD vatandaşı Yahudi bir milyarderdir. Kendisini açıkça “Ben tek bir meseleye odaklanmış biriyim ve o mesele de İsrail’dir” diye tanımlar.
Gene Simmons (Destekçi Sanatçı): KISS grubunun solisti. Hayfa doğumlu bir İsrail Yahudisidir (Asıl adı Chaim Witz’dir).
Sherry Lansing ve Scooter Braun: Hollywood’un en güçlü Yahudi asıllı yöneticilerindendir.
Bu Durum Neden Önemli?
CCFP’nin kurucu ve yönetici kadrosunun Yahudi olması şaşırtıcı bir durum değildir; çünkü kuruluşun varlık amacı zaten küresel çapta yükselen anti-Siyonizm (İsrail karşıtlığı) ve BDS hareketini, Yahudi karşıtlığı (antisemitizm) ile eşdeğer görerek bununla mücadele etmektir.
Ancak burada yapılması gereken kritik bir ayrım vardır:
- Kuruluşun Tezi: CCFP, Yahudi kimliğine sahip bu güçlü Hollywood figürlerinin, Yahudi halkının tarihi anavatanı olan İsrail’i haksız boykotlardan ve nefret söyleminden korumak için bir araya geldiğini savunur.

Eleştirmenlerin Tezi: Eleştirmenler ise bu yapının, dünyadaki tüm Yahudileri temsil etmediğini vurgular. Nitekim ABD’de ve dünyada İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki politikalarına sert bir şekilde karşı çıkan, CCFP’nin sansür girişimlerini protesto eden Jewish Voice for Peace (Barış İçin Yahudi Sesi) veya IfNotNow gibi çok güçlü muhalif Yahudi örgütleri de mevcuttur. Eleştirmenlere göre CCFP, Yahudi kimliğini ve antisemitizm hassasiyetini, İsrail hükümetinin sağcı politikalarını ve savaş suçlarını eleştirilmez kılmak için bir “kalkan” olarak kullanmaktadır.