ABnin tüm dediklerini yapsaydık; ya ülke yabancı devletlerin işgaline uğramıştı, ya da bölünmüştü! Zamanla Kıbrıs'ta Türk falan kalmazdı... - If we had done everything the EU said, the country would either have been invaded by foreign powers or divided! In time, there wouldn't be any Turks left in Cyprus...
Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda kabul edilen 2025 Yılı Türkiye Raporu, son dönemde Türkiye ile AB arasındaki jeopolitik iş birliği adımlarına rağmen iç siyaset, yargı ve insan hakları konularında oldukça sert eleştiriler barındırıyor.
Raporda Türkiye aleyhine öne çıkan ve Ankara’nın da tepkisini çeken başlıca olumsuz maddeler şunlardır:
1. Üyelik Müzakereleri ve Reform Eksikliği
- Fırsat Penceresinin Kaçırılması: AB genişleme politikasının küresel gelişmelerle birlikte yeni bir ivme kazandığı, ancak Türkiye’nin demokratik reform eksikliği nedeniyle bu fırsat penceresini kaçırdığı belirtiliyor.
- Müzakerelerin Askıda Kalması: Mevcut koşullar altında Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin yeniden başlamasının mümkün olmadığı savunuluyor.
2. Yargı ve Siyasi Yaptırım Çağrıları
- Bakan Akın Gürlek’e Yaptırım Çağrısı: Raporun en çok ses getiren ve Türkiye’nin en sert tepki gösterdiği maddesi, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik oldu. AP, muhalefete yönelik yargısal süreçler ve insan hakları ihlalleri gerekçesiyle Bakan Gürlek’in AB’nin küresel insan hakları yaptırım listesine (mal varlığının dondurulması, seyahat yasağı vb.) alınması yönünde tavsiye çağrısında bulundu. (Not: AP kararları tavsiye niteliğindedir, bağlayıcılığı için 27 üye ülkenin onayı gerekir).
- Yargı Bağımsızlığı Eleştirisi: Türk yargısında çifte standart uygulandığı, yargı bağımsızlığının ortadan kalktığı ve hukuki süreçlerin siyasi saiklerle yürütüldüğü iddia edildi.
3. İnsan Hakları, Demokrasi ve Muhalefet
- Siyasi Davalar: İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik dava süreçleri ile Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkındaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması sert bir şekilde eleştirildi.
- Laiklik Vurgusu: Beş yıl aradan sonra raporda yeniden “laiklik” vurgusu yapılarak, Türkiye’de laiklik ilkesinin ve temel özgürlüklerin aşındığı savunuldu.
- İfade ve Medya Özgürlüğü: Muhalif seslere, gazetecilere ve akademisyenlere yönelik idari/adli baskıların arttığı; RTÜK gibi kurumların cezaları ayrımcı şekilde uyguladığı iddia edildi.
4. Dış Politika ve Bölgesel Konular
- Hamas ile İlişkiler: Türkiye’nin Gazze’deki ateşkes ve arabuluculuk çabaları not edilmekle birlikte, Hamas ile olan ilişkileri ve söylemleri eleştiri konusu yapıldı.
- Kıbrıs Sorunu: Türkiye’nin Kıbrıs’ta savunduğu “iki devletli çözüm” modelinden vazgeçmesi ve AB çizgisine (federasyon temelinde çözüm) dönmesi talep edildi.
- Dış Politikada Uyumsuzluk: Türkiye’nin AB’nin ortak dış ve güvenlik politikası kararlarına (özellikle yaptırımlar konusundaki) uyum oranının %4’lere kadar düştüğü belirtilerek bu durum eleştirildi.
Ankara’nın Tepkisi: Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, raporun kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada; raporun “Türkiye karşıtı çevrelerin temelsiz iddialarına ve yanlış bilgilere dayandığını”, gerçeklerle bağdaşmadığını ve Türk yargısının bağımsızlığına müdahale niteliği taşıdığını belirterek metni kesin bir dille reddetmiştir.