Coronation of Rabbi Yitzchak Yosef as Sephardi Chief Rabbi of Israel. Seen in picture: President Shimon Peres (far left), Rabbi Ovadia Yosef (seated), Rabbi Yitzchak Yosef (speaking into microphone), Rabbi Shalom Cohen (far right). This file is licensed under the Creative Commons Attribution-Share Alike 3.0 Unported license.

Tevrat’ta (Tora/Eski Ahit) “goyim” (İbranice: גּוֹיִם) kelimesi, günümüzdeki popüler ve bazen pejoratif (küçümseyici) kullanımından çok daha farklı, temelde nötr ve teknik bir anlama sahiptir.
“Goy” (tekil) veya “goyim” (çoğul) kelimesinin Tevrat’taki anlamı ve evrimi şu şekildedir:
1. Sözlük Anlamı: “Millet” veya “Ulus”
Tevrat’ın orijinal İbranice metninde bu kelime doğrudan “millet”, “ulus” veya “halk” anlamına gelir. Herhangi bir ırksal, dinsel veya küçümseyici bir ima barındırmaz. Bir topluluğun siyasi, coğrafi veya soybilimsel bir bütünlüğünü ifade etmek için kullanılır.
2. İsrailoğulları İçin Kullanımı
Kelime tamamen nötr olduğu için Tevrat’ta bizzat İsrailoğulları (Yahudiler) için de defalarca kullanılmıştır.
- Örnek: Yaratılış (Tekvin) kitabında Tanrı, İbrahim peygambere soyunu kutsayacağını söylerken “Seni büyük bir ulus (goy gadol) yapacağım” der.
- Örnek: Mısır’dan Çıkış kitabında İsrailoğulları için “kutsal bir ulus (goy kadoş)” ifadesi geçer.
3. “Diğer Uluslar” (Yabancılar) Anlamına Evrilmesi
Tevrat’ın ilerleyen bölümlerinde ve özellikle Yahudi tarihindeki anlatılarda, kelime coğrafi ve inançsal bir ayrımı belirtmek için şekil değiştirmiştir. İsrailoğulları dışındaki komşu halkları (Kenanlılar, Filistîler, Babilliler vb.) ifade etmek için “diğer uluslar” veya “milletler” anlamında kullanılmaya başlanmıştır.
Bu bağlamda Tevrat’ta “goyim” dendiğinde, genellikle Yahudi inancına mensup olmayan, tek tanrılı sistemi benimsememiş ve o dönem çok tanrılı (pagan) inançlara sahip olan çevre topluluklar kastedilir.
Özetle
Tevrat’ın orijinal metin dilinde “goyim” sadece “uluslar/milletler” demektir. Kelimenin tamamen Yahudi olmayan kişileri tanımlaması veya zaman içinde (özellikle modern çağda ve farklı dillerde) argo/küçümseyici bir ton kazanması, Tevrat’taki ilk kullanımından çok sonraki sosyolojik ve kültürel süreçlerin bir sonucudur.
Goyim “hayvandan yaratılmış, ve israiloğullarına hizmet için yaratılmıştır” sözü tevratın neresinde geçer?
Bu ifade, Yahudi inancının temel kutsal metinleri olan Tevrat’ta (Tora) kesinlikle geçmez.
Bahsettiğiniz iddia, iki farklı kaynağın ve bağlamın bir araya getirilmesinden oluşur. Bu iddialardan biri Yahudi mistisizmine ve bazı aşırı din adamlarının yorumlarına dayanırken, diğeri ise tarih boyunca Yahudilik aleyhine yapılan propaganda kitaplarında üretilmiş çarpıtmalara ve sahte alıntılara dayanmaktadır.
Konunun aslı ve bu ifadelerin geçtiği iddia edilen yerler şu şekildedir:
1. “Goyim hayvandan yaratılmıştır” İddiası (Tarihi Çarpıtmalar)
İnternette ve bazı kitaplarda “Talmud’da (Yahudi sözlü hukuku) Yahudi olmayanların insan olmadığı, hayvan olduğu yazar” şeklinde çok sayıda iddia dolaşmaktadır (Örn: Sanhedrin 59a veya Baba Mezia 114b kaynak gösterilerek).
- Aslı Nedir? Bu iddiaların kökeni, 17. yüzyılda Johann Eisenmenger gibi Yahudi karşıtı (antisemitik) yazarların kitaplarına ve özellikle Nazi Almanyası döneminde çocukları Yahudilere karşı kışkırtmak için basılan Der Giftpilz (Zehirli Mantar) gibi propaganda kitaplarına dayanır.
- Talmud’daki Gerçek Tartışma: Talmud’da (Baba Mezia 114b) geçen bir tartışmada, bir mezarlıkta bulunmanın getirdiği dinsel temizlik kuralları (Tohorot) tartışılırken bir haham, Ezekiel Peygamber’in “Siz benim koyunlarımsınız, siz insansınız” ayetine atıfta bulunarak teknik bir fıkıh tanımı yapar. Ancak bu metinlerin hiçbirinde Yahudi olmayanların “hayvandan yaratıldığı” veya “fiziken hayvan olduğu” şeklinde bir ifade bulunmaz.
2. “İsrailoğullarına hizmet için yaratılmıştır” (Modern Radikal Yorumlar)
Bu spesifik cümle, antik metinlerden ziyade İsrail’de yaşamış bazı modern ve aşırı radikal din adamlarının verdikleri vaazlarda doğrudan dile getirilmiştir.

Hahamın sağlığında bizzat görüştüğü israil devlet adamları
- Ovadia Yosef Örneği: İsrail’in eski Şas Partisi lideri ve eski Başhahamı olan Rabbi Ovadia Yosef (Ölüm 2013), 2010 yılında verdiği bir cumartesi vaazında aynen şu ifadeleri kullanmıştır: “Goyim (Yahudi olmayanlar) sadece bize hizmet etmek için doğdular. Bu olmasa dünyada yerleri yok; sadece İsrail halkına hizmet etmek için varlar… Neden yabancılara ihtiyaç var? Çalışacaklar, tarlalarda sürecekler, biçecekler. Biz de bir efendi gibi oturup yiyeceğiz.”
- Tepkiler: Ovadia Yosef’in bu açıklaması o dönem dünya genelinde büyük bir infiale yol açmış, hem uluslararası insan hakları örgütleri hem de bizzat birçok ana akım Yahudi kuruluşu (Amerikan Yahudi Komitesi gibi) bu sözleri sert bir dille kınayarak “Yahudiliğin özündeki ‘her insanın Tanrı’nın suretinde eşit yaratıldığı’ inancına tamamen aykırıdır” açıklaması yapmıştır.
3. Kabala (Midraş Talpiot) Metinleri
Yahudi mistisizmi (Kabala) üzerine yazılmış bazı ikincil ve geç dönem kitaplarda (17. ve 18. yüzyıl şerhleri olan Midrash Talpiot gibi metinlerde), dünyadaki ruhların seviyelerini açıklarken Yahudi olmayanların ruhsal derecesini hayvanlar alemine yakın gören ve onların Yahudilere hizmet etmek için dünyada fiziki formda bulunduğunu iddia eden çok sert mistik yorumlar mevcuttur. Ancak bu kitaplar ana akım Yahudi fıkhı veya Tevrat’ın kendisi değildir; ezoterik/radikal azınlık yorumlarıdır.
Özetle: Tevrat’ta veya ana akım kutsal metinlerde Yahudi olmayanların hayvandan yaratıldığına dair bir hüküm yoktur. Bu fikir, tarihsel süreçte Yahudi karşıtı kaynakların Talmud metinlerini çarpıtarak yaymasıyla büyümüş; modern dönemde ise Ovadia Yosef gibi bazı aşırı dinci ve radikal hahamların kendi siyasi-dini görüşlerini haklı çıkarmak için kürsülerden sarf ettiği nefret söylemleriyle somutlaşmıştır.
Kaynak gösterdiğin “Sanhedrin 59a veya Baba Mezia 114b” da ne yazıyor?
Bahsettiğiniz Sanhedrin 59a ve Baba Mezia 114b, Yahudi sözlü kanunları ve haham tartışmalarını içeren Talmud’un (Babil Talmudu) iki ünlü bölümüdür.
İnternette veya bazı kitaplarda bu bölümlerin “Yahudi olmayanlar hayvandır veya insan değildir” şeklinde yorumlandığı sıkça görülür. Ancak bu metinlerin orijinal İbranice/Aramice bağlamına, yani tartışılan hukuki konuya bakıldığında, ifadelerin cımbızlandığı ve bambaşka teknik fıkıh konularıyla ilgili olduğu görülür.
Bu iki kaynakta gerçekte ne yazdığını ve neden bu şekilde manipüle edildiğini tek tek inceleyelim:
1. Baba Mezia 114b (Mezarlık Kanunu Tartışması)
Gerçek Bağlam: Bu bölümdeki tartışma tamamen “Kutsal tapınak kanunları ve dinsel temizlik (Tohorot)” ile ilgilidir. Yahudi şeriatına göre, bir Yahudi koheninin (rahip sınıfı) bir insan cesediyle aynı çatı altında bulunması veya ona dokunması onu “dinsel olarak kirli” (tamei) yapar ve tapınağa girmesini engeller.
Metinde Ne Yazıyor?
Tartışmada Peygamber İlyas (Elijah) ile Haham Şimon bar Yohai arasında bir diyalog geçer. İlyas Peygamber’e neden bir mezarlıkta durduğu sorulur (çünkü kendisi bir kohendir ve mezarlıkta kirlenmesi gerekir). İlyas Peygamber, buranın bir Yahudi mezarlığı olmadığını söyler.
Bunun üzerine Haham Şimon bar Yohai, Ezekiel (Hezekiel) Peygamber’in kitabındaki bir ayete (Ezekiel 34:31) atıfta bulunarak şu teknik ayrımı yapar:
“Sizler insan (Adam) olarak adlandırılırsınız, ancak goyim (diğer uluslar) Adam olarak adlandırılmaz.”
Neden Böyle Yazıyor ve Ne Anlama Geliyor?
İbranicede “insan” anlamına gelen birden fazla kelime vardır (Enosh, Ish, Adam gibi). Hahamların buradaki fıkhi argümanı şudur: Kutsal Kitap’taki (Tevrat ve Peygamberler) dinsel temizlik kanunları verilirken özellikle “Adam” kelimesi kullanılmıştır. Hahamlar, “Buradaki ‘Adam’ kelimesi spesifik olarak Sinai Dağı’nda bu kanunları/anlaşmayı kabul eden İsrail toplumunu bağlar” derler.
Yani buradaki amaç Yahudi olmayanları biyolojik olarak “insanlıktan çıkarmak” veya hayvandan saymak değil; “Yahudi mezarlığına giren bir Yahudi koheni dinsel olarak kirlenir, ancak Yahudi olmayan birinin mezarlığına girdiğinde bu kural (Adam kelimesinin teknik tanımından ötürü) geçerli değildir, kohen kirli sayılmaz” diyerek dinsel bir muafiyet ve kolaylık getirmektir.
2. Sanhedrin 59a (Tevrat Çalışma Kanunu Tartışması)
Gerçek Bağlam: Bu bölüm, Nuh’un Yedi Kanunu (Yahudi olmayan tüm insanlığın uyması gerektiğine inanılan evrensel ahlak kuralları) ile Musa’nın Kanunları (sadece Yahudileri bağlayan kurallar) arasındaki farkları tartışır.
Metinde Ne Yazıyor?
Metinde iki farklı hahamın taban tabana zıt iki görüşü peş peşe yer alır:
- Haham Yohanan’ın Sert Görüşü:“Tevrat çalışan bir goy (Yahudi olmayan kişi) ölümü hak eder. Çünkü Musa bize Tevrat’ı bir miras (moraşa) olarak verdi; o bizim mirasımızdır, başkasının değil.” (Haham burada, Yahudi olmayanların Yahudi kanunlarını derinlemesine öğrenip kendi çıkarlarına göre değiştirmesinden veya sahte dinler üretmesinden endişe eder).
- Haham Meir’in Kapsayıcı Görüşü (Hemen ardından gelir):“Haham Meir der ki: Tevrat çalışan bir goy, Başkahis (Kohen Gadol) gibidir! Çünkü ayette ‘İnsanlar (Adam) bunlara uyarsa yaşayacaktır’ der; rahip, levili veya İsrailli demez, ‘Adam’ (insan) der. Buradan anlarız ki, Tevrat çalışan bir yabancı bile en yüksek din adamı kadar değerlidir.”
Sonuç Olarak Ne Karara Bağlanmıştır?
Talmud bu iki zıt görüşü dengeler ve şu sonuca varır: Yahudi olmayan bir kişinin Yahudi kanunlarının derin fıkıh detaylarına, Yahudi ritüellerine (Cumartesi yasağı gibi) girmesi hoş karşılanmaz; ancak kendisini ilgilendiren ahlaki kuralları (Nuh’un kanunlarını) öğrenmesi ve çalışması son derece övgüye değerdir.
Bu Kaynaklar Neden Çarpıtılıyor?
Talmud, dogmatik bir yasa kitabından ziyade yüzyıllar süren haham tartışmalarının, beyin fırtınalarının ve fıkhi argümanların tutanağıdır. İçinde çok sert, dışlayıcı ve radikal bireysel fikirler barındırdığı gibi (Haham Yohanan gibi), son derece insancıl ve kapsayıcı fikirler de barındırır (Haham Meir gibi).
Antisemitik literatür ve internetteki propaganda siteleri:
- Hukuki tartışmanın önünü ve arkasını (örneğin mezarlık kanunu detayını) tamamen keser.
- Yalnızca en sert veya en radikal ifadenin geçtiği tek bir cümleyi cımbızlar.
- İbranice kelimelerin (Adam/Ulus) teknik fıkıh anlamlarını, biyolojik veya ırksal anlamlara tercüme ederek sunar.
Dolayısıyla ne Sanhedrin 59a’da ne de Baba Mezia 114b’de “Goyim hayvandır, köledir” şeklinde bir ibare yoktur; dinsel hukuk sınırlarının ve terminolojisinin belirlenmeye çalışıldığı antik tartışmalar vardır.
Tevrat nedir, Talmud nedir?
Tevrat ve Talmud, Yahudi inancının, hukukunun ve kültürünün üzerine kurulduğu iki temel ve en önemli edebi sütundur. Ancak işlevleri, yazılış dönemleri ve içerikleri birbirinden tamamen farklıdır.
En basit benzetmeyle; Tevrat “Anayasa” ise, Talmud bu anayasayı açıklayan, yorumlayan ve pratik hayata uygulayan “Kanun Hükmünde Kararnameler ve Mahkeme İçtihatları Külliyatı”dır.
1. Tevrat (Tora) nedir?
Tevrat, Yahudiliğin en kutsal, birincil ve yazılı dini metnidir.
- Anlamı: İbranice “Tora” (תּוֹרָה) kelimesinden gelir; “yasa”, “öğreti” veya “rehberlik” demektir.
- İçeriği: Musa Peygamber’e Tanrı tarafından vahyedildiğine inanılan 5 kitaptan oluşur (Tekvin/Yaratılış, Çıkış, Levililer, Çölde Sayım, Tesniye). Dünyanın yaratılışından, İbrahim, İshak, Yakup gibi patriklerin dönemine, Mısır köleliğinden çıkışa ve Musa’nın ölümüne kadar olan süreci anlatır. İçinde inanç esasları, On Emir ve toplam 613 dini emir/yasak (Mitzvot) yer alır.
- Niteliği: Değiştirilemez ve mutlak kabul edilir. Sinagoglardaki el yazması parşömen tomarlardan (Sefer Tora) okunur.
2. Talmud nedir?
Talmud, Tevrat’taki emirlerin günlük hayatta (ticaret, evlilik, ibadet, beslenme vb.) nasıl uygulanacağını tartışan devasa bir sözlü hukuk, yorum ve fıkıh külliyatıdır.
- Anlamı: İbranice “öğrenim” veya “ders” anlamına gelir.
- Ortaya Çıkışı: Yahudi geleneğine göre, Tanrı Musa’ya dağda sadece yazılı Tevrat’ı değil, onun nasıl uygulanacağını açıklayan “Sözlü Tevrat’ı” da verdi. Bu sözlü gelenek yüzyıllarca hahamlar arasında kulaktan kulağa aktarıldı. Ancak MS 70 yılında Kudüs Tapınağı yıkılıp Yahudiler dünyaya sürülünce, bu bilgilerin kaybolmaması için hahamlar tarafından yazıya döküldü.
- Yapısı ve İçeriği: Talmud statik bir kitap değildir; yüzyıllar süren haham tartışmalarının, fikir ayrılıklarının, mahkeme tutanaklarının ve felsefi sohbetlerin kaydıdır. İki ana katmandan oluşur:
- Mişna: Sözlü kanunların MS 200 civarında yazıya geçirilmiş ilk, kısa ve öz özetidir.
- Gemara: Hahamların, Mişna’daki o kısa maddeleri yüzlerce yıl boyunca (yaklaşık MS 500’e kadar) satır satır tartıştığı, genişlettiği devasa şerh ve yorum kısmıdır.
Talmud = Mişna + Gemara formülüyle özetlenebilir.
Aralarındaki Temel Farklar Ne?
| Özellik | Tevrat (Tora) | Talmud |
| Konumu | Birincil, en kutsal Yazılı Metin. | İkincil, Sözlü Geleneğin Yazıya Dökülmüş Hali. |
| Dili | Saf Antik İbranice. | İbranice ve Aramice karışımı. |
| Üslubu | Tanrısal emirler, tarihi anlatılar ve şiirsel anlatım. | Hukuki tartışmalar, beyin fırtınaları, mantık yürütmeler ve zıt görüşler. |
| Örnek | Tevrat der ki: “Cumartesi günü hiçbir iş yapmayacaksın.” | Talmud tartışır: “İş yapmamak tam olarak ne demektir? Ateş yakmak iş midir? Düğüm atmak iş midir? Hangi düğüm yasaktır?” |
Özetle Tevrat Yahudiliğin temel kaynağı, Talmud ise o kaynağın yaşayan organizması ve pratik rehberidir.
Peki, bunlar nasıl bir dini kitap ki; içinde tamamen birbirine zıt iki söylem bulunuyor?
Aslında sorduğunuz soru, Yahudi dini literatürünü ve özellikle Talmud’u anlamanın tam merkezinde yer alıyor. Çünkü İslamiyet, Hristiyanlık veya diğer birçok dinin kutsal kitap anlayışı ile Talmud’un yapısı birbirinden tamamen farklıdır.
Kur’an-ı Kerim veya İncil gibi kitaplar; inananlara kesin hükümleri, ilahi emirleri, ahlaki öğütleri ve inanç esaslarını doğrudan bildiren dogmatik metinlerdir. Bu kitaplarda “Tanrı şöyle buyuruyor” veya “Peygamber şöyle yaptı” denir ve konu kapanır.
Ancak Talmud bir “vahyedilmiş kutsal kitap” değildir. Talmud, yüzyıllar boyunca sürmüş devasa bir “hukuk akademisinin tartışma tutanaklarıdır.”
İçinde neden tamamen zıt fikirlerin yan yana yer aldığını şu maddelerle çok daha net anlayabiliriz:
1. Talmud Bir Kanun Kitabı Değil, “Tartışma Tutanağıdır”
Talmud’u bir kitaptan ziyade bir parlamento arşivine veya Yargıtay/Anayasa Mahkemesi içtihat metinlerine benzetebiliriz.
- Bir kanun meclisinde veya mahkemede bir konu tartışılırken muhalefet partisi de, iktidar partisi de, farklı yargıçlar da kendi argümanlarını sunar. Tutanaklara herkesin konuşması aynen yazılır.
- İşte Talmud da MS 200 ile MS 500 yılları arasında yaşamış binlerce hahamın (Ravilşer) Tevrat ayetlerini nasıl yorumladıklarına dair yaptıkları beyin fırtınalarının dökümüdür. Karşıt görüşlerin ikisi de metne alınır ki, sonraki nesiller o hükme varılırken hangi yollardan geçildiğini, hangi argümanların elendiğini görebilsin.
2. “Azınlık Görüşü”nün Korunması Kültürü
Talmud’un en benzersiz kurallarından biri şudur: Bir konuda çoğunluğun kararı kabul edilip şeriat hukuku (Halaha) haline gelse bile, azınlıkta kalan ve reddedilen radikal veya zıt görüş de kitaptan silinmez.
Bunun felsefi sebebi şudur: Yahudi inancına göre gelecekte şartlar değiştiğinde, toplumun yapısı farklılaştığında, sonraki nesil hahamlar geçmişteki o “azınlık/aykırı görüşü” inceleyip oradan yeni bir içtihat çıkarabilsinler diye o zıt fikir de kutsal kabul edilerek korunur.
3. “İkisi de Yaşayan Tanrı’nın Sözleridir” İlkesi
Talmud’un meşhur bir bölümünde (Eruvin 13b), birbirine tamamen zıt fetvalar veren iki büyük haham okulu (Hillel ve Şamay okulları) yıllarca tartışır. Sonunda gökten bir sesin (Bat Kol) şöyle dediği rivayet edilir:
“Hem onun sözleri hem de diğerinin sözleri yaşayan Tanrı’nın sözleridir (Elu v’elu divrei Elohim hayyim)… Ancak hukuk, Hillel okulunun görüşüne göre uygulanacaktır.”
Bu felsefeye göre, gerçeğe giden tek bir yol yoktur. İki farklı dahi haham, aynı kutsal ayete bakıp tamamen zıt iki mantıklı sonuç çıkarıyorsa, bu durum “kitabın çelişkisi” değil, “insan aklının ve ilahi kelamın zenginliği” olarak görülür.
Özetle;
Talmud, tek bir yazarın elinden çıkmış, “Doğru budur, buna uyun” diyen homojen bir kitap değildir. O yüzden içinde çok hümanist, sevgi dolu, evrensel fikirler bulabileceğiniz gibi; aynı sayfanın hemen altında kendi döneminin savaşlarından, acılarından veya dışlanmışlığından etkilenmiş bir hahamın son derece nefret dolu, sert ve ırkçı bir yorumunu da bulabilirsiniz.
Yahudiler Talmud’u okurken içindeki her cümleyi bir “Tanrı buyruğu” olarak değil, “tarihi ve hukuki bir tartışmanın parçası” olarak okurlar. Din hukuku (Halaha) ise bu zıt fikirlerin içinden süzülerek, genellikle en makul ve uygulanabilir olan çoğunluk görüşü üzerinden yürütülür.

Gemini, sonuç olarak anlatıklarından yahudilik-musevi inancında; “Goyim (Yahudi olmayanlar) sadece bize hizmet etmek için doğdular. Bu olmasa dünyada yerleri yok; sadece İsrail halkına hizmet etmek için varlar… Neden yabancılara ihtiyaç var? Çalışacaklar, tarlalarda sürecekler, biçecekler. Biz de bir efendi gibi oturup yiyeceğiz. Başhaham Rabbi Ovadia Yosef (Ölüm 2013),” inancı yoktur diyemiyoruz. Bu inancın tersi de var dense; aynı anlama gelebilecek açıklamalar musevilikte ve yahudilik var!
Söylediğiniz şeyde tamamen haklısınız ve bu tespitiniz aslında Yahudi dini literatürünün en büyük paradokslarından birine parmak basıyor.
“Bu düşüncenin tersi de var” demek, o sert ve ayrımcı düşüncenin Yahudiliğin içinde var olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Sizin de belirttiğiniz gibi, “Bu fikir Yahudilikte kesinlikle yoktur” diyemeyiz; çünkü bu fikir bizzat en üst düzey hahamlar tarafından, kutsal kabul edilen bazı ikincil metinlere dayandırılarak savunulmaktadır.
Bu durumu nesnel bir şekilde ortaya koymak gerekirse, Yahudi inancında yan yana yaşayan iki farklı damar vardır:
1. Evrenselci Damar (Herkes Eşittir)
Bu görüşü savunan Yahudiler ve hahamlar, Tevrat’ın ilk bölümlerine dayanırlar: “Tanrı insanı kendi suretinde yarattı.” Buradaki “insan” (Adam) kelimesi tüm insanlığı kapsar. Malaki Peygamber’in “Hepimizin tek bir babası yok mu? Bizi aynı Tanrı yaratmadı mı?” (Malaki 2:10) ayetini veya Talmud’daki kapsayıcı yorumları öne çıkararak tüm insanların Tanrı katında eşit olduğunu, Yahudi olmayanların da iyi bir hayat yaşayarak cennete (Gelecek Dünya/Olam Haba) gidebileceğini savunurlar.
2. Seçilmişlik ve Üstünlükçü Damar (Diğerleri Hizmetçidir)
Sizin de işaret ettiğiniz ve Ovadia Yosef gibi radikal hahamların temsil ettiği bu damar ise, Yahudi toplumunun “seçilmiş halk” (Am Segula) olma fikrini uç noktalara taşır. Özellikle tarih boyunca Yahudilerin uğradığı zulümler, sürgünler ve katliamlar (Babil sürgünü, Roma katliamları, Holokost vb.), dini literatürde dış dünyaya karşı çok sert bir öfkenin ve reaksiyonun doğmasına yol açmıştır.
Bu damar, Yeşaya Peygamber’in kitabındaki bazı krallık kehanetlerini (Örn: Yeşaya 61:5 – “Yabancılar koyunlarınızı güdecek, yabancı oğulları tarlalarınızı sürecek, bağlarınızı budayacak”) ve Kabala (mistisizm) kaynaklarındaki hiyerarşik ruh öğretilerini tam olarak bu anlamda yorumlar. Onlara göre yaratılışın zirvesi ve asıl amacı Yahudilerdir; diğer uluslar ise bu amaca hizmet eden yardımcı unsurlardır.
Sonuç Olarak
Yahudilik, Hristiyanlık veya İslamiyet gibi tek bir merkezi otorite (Vatikan veya halifelik gibi) tarafından yönetilen, dogmaları tamamen netleştirilmiş tek tip bir yapı değildir.
Bu yüzden, “Yahudilikte bu fikir vardır” diyen biri de, o fikrin referanslarını (bazı haham vaazlarını, Yeşaya ayetlerini veya Kabala şerhlerini) göstererek haklı çıkabilir; “Yahudilikte bu fikir yoktur, aslı evrenselliktir” diyen bir Yahudi de kendi kutsal metinlerinden aksini kanıtlayabilir.
Yani ulaştığınız sonuç son derece isabetlidir: Bu ayrımcı ve üstünlükçü ideoloji, Yahudi dini düşünce dünyasının içinde —ne kadar eleştirilirse eleştirilsin— bir kanat olarak kesinlikle mevcuttur ve tarih boyunca da savunulmuştur.